Mary Poppins: Sihirli Dadı (2018)
Film Özeti
Bir zamanlar, kuşların şarkılarıyla dans eden büyülü bir dünya vardı; şimdi ise bunun yerini zamanın hüzünleri almış durumda. “Mary Poppins: Sihirli Dadı” filminde, bir dönem çocukluğumuzu süsleyen o harika dadı, hayatın karmaşasına tekrar karışmaya geliyor. Rob Marshall’ın yönettiği bu filmde, Emily Blunt’ın Mary Poppins hâlini görmek için sabırsızlanıyoruz. İkili, Lin-Manuel Miranda’nın canlandırdığı Jack ile birlikte, acılı ve karmaşık bir aile dinamiğini aydınlatmaya çalışacaklar.
Michael ve Jane artık büyümüş, hayatta bazı zorluklarla yüzleşmek zorunda kalmışlar. Michael, üç çocuğuyla birlikte Cherry Tree Lane’de çok daha farklı bir hayat yaşıyor. Üzerine koyduğu yükler, kaybolmuş bir neşe ve umut duyusu… Of ya, gerçekten zor bir dönemden geçiyor. Ama ne oldu biliyor musunuz? Mary Poppins, bu sıkıntılı dönemde, sihirli varlığıyla tekrar çıkageliyor.
Film, hayatın zorluklarının yanı sıra, mutluluğun ve neşenin peşinden gitmek gerektiğini tema olarak işliyor. İkili, Poppins’in büyülü yöntemleri sayesinde, hayal gücünü yeniden bulmaya başlayacak. Hem çocuklar hem de yetişkinler için tasarlanmış bu filmde, renkli karakterleriyle beraber, gezinmek. Mesela, Poppins’in kuzeni Topsy’yi düşünün. O da nevi şahsına münhasır biri, her anı eğlence dolu. Düşünsenize, hayatın getirileri bazen bize en garip şekillerde neşe dağıtabilir.
İşte bu film, tam da orada devreye giriyor. İyimserliği, merakı ve yaşam sevincini kaybetmemek için bir yolculuğa çıkma arzusunu uyandırıyor. Biraz nostaljik ama o kadar da taze bir hikaye. Ailenizle birlikte izlemeniz gereken, gülümseyerek ayrılacağınız, belki de gözyaşı dökeceğiniz sahneleri barındıran bir yapım. Sonunda Mary Poppins, “Sihir her yerde” derken, gerçekte hayatta neyi unuttuğumuzun hatırlatmasını yapıyor…
Yorumlar