The Knick (2014)
Film Özeti
New York’un kalbinde, 1900’lerin başında, yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgide yürüyen bir dizi… “The Knick”, vurucu gerçeklikleri, cesur doktorları ve insan ruhunun dayanıklılığını ekrana yansıtıyor. Antibiyotiğin henüz hayal olduğu, tıbbın kudretinin sorgulandığı bir dönemde, Knickerbocker Hastanesi’nin kapılarına adım atanların hikayesini konu alıyor.
Clive Owen’ın kariyerinin belki de en etkileyici performanslarından birini sergilediği Dr. John Thackery karakteri, bizleri karanlıkta kaybolmuş bir ışık gibi karşılıyor. Tıbbi yeniliklerin peşinde, hem kendi iç demonsu hem de dönemin acımasız gerçekleriyle mücadele ediyor. Of ya, bu adam bir yandan hayat kurtarmaya çalışırken diğer yandan uyuşturucu bağımlılığının pençesinde kıvranıyor. Gerçekten her sahne, izleyicide sorgulamalar bırakıyor.
Dizinin her bir bölümünde, belirli bir tıbbi drama ve tarihsel arka plan sunan çarpıcı olaylar yer alıyor. André Holland, Jeremy Bobb, Juliet Rylance gibi usta oyuncularla zenginleştirilen bu yapım, karanlık bir hastane koridorunda başlıyor ve izleyiciyi büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor. Zira karakterlerin geçmişleri… Yürüdükleri sıkıntılı yollar, hastanenin dört duvarı arasında değil, hayatın gerçeklerinde saklı.
Bazen karşılaşmak istediğimiz ama korktuğumuz yüzler var. İşte “The Knick”, bu yüzlerle yüzleşmeye cesaret ediyor. Hani diyoruz ya, “sağlık her şeydir,” ama bu dizide bunun altını çizen dramalar, bazen harbiden duygusal bir çöküşe yol açıyor. Öyle etkileyici bir anlatım var ki, her bölümden sonra “next” tuşuna basmak istemiyoruz.
Yani, “The Knick” izlenesi bir yapım. Hem bir hastanenin hem de bir dönemin ruhuna dair derin bir bakış açısı sunuyor. Bu dönemi kucaklayarak, insanın ne kadar kırılgan, ne kadar güçlü olduğunu sorgulamamız için bizi cesaretlendiriyor. Hadi, gelin… Ekran başına.
1 Yorum
“The Knick”, derin anlatımı ve güçlü karakterleriyle izleyiciyi sarıyor. Kaçırılmaması gereken bir yapım!