The Good Place (2016) Fragman
Film Özeti
Düşünsenize, hayatınızın elinden kayıp gittiği bir an! Tam toprak altında geçireceğiniz bir gündüz hayali kuruyorsunuz, ama bu sefer karşınıza çıkan şey, hayatın bambaşka bir versiyonu. “The Good Place” adıyla bilinen bu dizi, sıradan bir kadının trajik bir olayla öteki dünyaya geçişini anlatıyor. Eleanor Shellstrop, erektil disfonksiyon ürünlerini taşıyan bir traktörün çarpması sonunda bu komik ve düşündürücü dünyaya adım atıyor… Hani bazen deriz ya, “Keşke bir şansım daha olsa!” İşte Eleanor’un durumu tam da bu cümleye karşılık geliyor.
Ahiret yeri öyle bir mekan ki, her şey düşündüğünden çok daha karmaşık. Eleanor, burada bilmediği yerlerin sırlarını çözmeye çalışırken, hocalık yapan Michael’ın rehberliğini alıyor. Ama işin esas eğlenceli kısmı, onun pek de iyi bir insan olmadığını fark etmesiyle başlıyor. Yani, iyi bir ruh olarak oraya geldiğini düşünürken… Gerçekte içindeki hain kişiliğiyle yüzleşmek zorunda kalıyor! “Vay be, ben bunun neresindeyim?” dediğin anda karakter gelişimi başlıyor. Her bölümde, cetvelle çizilmiş yazı gibi kararlı ve sert olan bu yönü, tatlı bir komedi ile harmanlıyor.
Dizi, ahiretin ne kadar karmaşık bir yapıya sahip olduğunu hafif bir dille anlatırken, insana da düşünmeyi öğretiyor. Şimdi, “Ben nasıl bir insanım?” sorusunu sorduruyor. Hani bazı konularda hayat dersleri almayı bekleriz ya, işte burada hem gülüyor hem de geriliyor insan… Ekstra bir şeyi daha unutmamak gerek, Jameela Jamil’in ve Ted Danson’un performansları harbiden etkileyici! Her biri, izleyiciyi diziye daha da çekiyor. Zaten dizi, bazen komedi bazen dram, sürekli bir duygusal dalgalanma yaşıyor.
Eleanor’un bu yeni yaşantısında doğru kararlar vermesi ve içindeki “iyi”yi bulma çabası, oldukça öğretici ve eğlenceli. En sonunda, “Kimim ben, ne yapmalıyım?” sorularıyla baş başa kalıyoruz. Bazen hayatta en beklenmedik anlarda kendimizi buluyoruz… Ve asıl hayat dersi burada başlıyor.
Yorumlar