The Good Place (2016)
Film Özeti
Düşün, sıradan bir hayat… Tamamen normal biri olarak geçiyor günlerin. Ama bir an geliyor ve her şey altüst oluyor. “The Good Place” tam da burada devreye giriyor. Eleanor Shellstrop, günlerden bir gün, erektil disfonksiyon ürünleri taşıyan bir traktörün çarpmasıyla veda ediyor bu dünyaya. Ne garip değil mi? Herkesin aksine, Eleanor’ın hikayesi burada bitmiyor… Bekle, ne? Öbür tarafa geçince “iyi insan” olmadığını öğreniyor. Aman tanrım, of ya, insan bu kadar da kötü olabilir mi?
Eleanor, ahiret hocası Michael’ın (Ted Danson) rehberliğinde kendini keşfetme yolculuğuna çıkıyor. İşte burada cennet ve cehennem arasında gidip gelirken, şu hayatta yaptıklarını sorguladığı anlar başlıyor. Karşısında, çok sevdiği –ve sevmediği– dostları olan bir cennet var. Ama gerçekten cennette mi, yoksa kendine bir cehennem mi yaratıyor? Diğer karakterler de en az onun kadar ilginç; mesela Chidi (William Jackson Harper) gibi kendine yeni bir hayat yaratmaya çalışan bir etik düşünür ya da tanıdık bir yüz olan Tahani (Jameela Jamil) gibi şehirli bir sosyetik…
Dizi, komedi unsurlarını ustaca harmanlayarak derin, bazen de melankolik bir içsel yolculuğa dönüşüyor. Hani bazen gülüyorsun, bazen de düşündüğünde “Hayatta ne yapıyorum ben?” der gibi oluyorsun. Evet, bu dizi, insanın içindeki iyi veya kötü yanları sorgulamasını sağlıyor. Harbiden de o kadar eğlenceli, o kadar da düşündürücü ki, sıkılmadan izleyeceksin.
Dizinin yönetmenleri Lynn Shelton, Julie Anne Robinson ve Tucker Gates, her bölümü bir öykü gibi işleyerek izleyiciye sunuyor. Kristen Bell’in başrolde olduğu bu sıra dışı dünyaya adım atarak, ahiret hayatının nasıl olduğunu ve burada insan olmanın özünü sorgulama fırsatını yakalıyorsun. Cennet olabilir ama bizim içimizdeki cehennemi bulmadan asla huzur yok! “The Good Place”, hem güldürüyor hem de düşündürüyor; hayatı, ahlakı ve insanlığı sorgulamak için mükemmel bir vesile.
1 Yorum
“The Good Place”, mizah ve derin sorgulamalarla dolu, yaratıcı bir dizi. Kesinlikle izlenmeli!