The Deuce (2017)
Film Özeti
“The Deuce”, 1970’lerin sonları ve 80’lerin başlarında, New York’un karanlık sokaklarında geçen bir dönemin ilginç hikayesini karşımıza çıkarıyor. Birçok kişinin hayatına dokunan, ama aynı zamanda pek de fazla bilinmeyen bir gerçekle yüzleşiyoruz; yani porno endüstrisinin yasallaşma süreci. James Franco’nun çifte rolüyle öne çıktığı bu dizi, geniş bir mekan yelpazesinin yanı sıra inanılmaz bir oyuncu kadrosuna da sahip.
Maggie Gyllenhaal’ın güçlü performansı, izleyiciyi Manhattan’ın karmaşık ve sancılı dünyasına adım attırırken, zamanın ruhunu etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Vallahi, o dönemlerde hayat ne kadar çetrefilli, nasıl da her şey bir anda değişebilirdi… Dizi, sadece porno endüstrisinin yükselişiyle yetinmiyor. HIV virüsünün AIDS’e yol açan tüyler ürpertici etkisi, uyuşturucu ticareti ve gayrimenkul krizleri gibi toplumsal meselelerin de pençesinden kurtulamıyoruz.
Öte yandan, “The Deuce” sayesinde bu karanlık sokaklarda geçen hayatları daha yakından tanıyoruz. Kadınların bu sistemdeki yerini sorgularken, aynı zamanda erkeklerin kendi suçluluklarıyla yüzleşmelerini de izliyoruz. Harbiden, tüm karakterler kendi içsel çatışmalarıyla boğuşurken, New York’un asıl ruhunu görmemek elde değil. Hem dramatik hem de ilginç bir şekilde derinlemesine işlenmiş bir dönem hikayesi… Sonuçta, bu tür konular sadece o dönemin insanlarını değil, bugünkü nesilleri de etkiliyor.
Elde ettiğimiz veriler, izlediğimiz hikayelerin ne kadar gerçekçi ve içten olduğunu kılıyor. “The Deuce”u izlerken, sadece bir dizi izlemekle kalmıyor; hayatın çetrefilli yanlarına da ışık tutan bir yolculuğa çıkıyoruz. Her sahnesine damgasını vuran otantik estetiğiyle karşımıza çıkan bu yapım, kararan sokaklarda kaybolmuş ruhların, kaybolmuş hayatların sesi oluyor…
Yorumlar