Magi (2016)
Film Özeti
Olivia Watkins, Amerikalı bir gazeteci… Yine bir gün, kız kardeşi Marla’nın çağrısıyla İstanbul’a gelen Olivia’nın hayatı, karanlık bir sırla altüst oluyor. Şehrin tarihi dokusunun enfes manzaralarını geçerek, acil bir havaalanı yolculuğunda kalbinde bir hüzün taşırken, başına gelenler çok farklıdır. Marla, ablasının ayağına gelen bu tesadüf sonucu, esrarengiz bir şekilde hayatını kaybedince… işte, asıl hikaye orada başlıyor.
İstanbul’un büyülü atmosferi, kapalı kapılar ardındaki gizemler ve tabii ki, her yerden uzanan geçmişin sırları… Olivia, Marla’nın ölümü üzerindeki bulmacayı çözmeye çalıştıkça, olayların çok daha derin bir hale geldiğini fark eder. İnsanlar, sıradan gibi görünen ama aslında içeride bir ateş barındıran gözlerle ona bakar. Her biri, sanki yaşananların bir parçasıymış gibi, başka bir hikaye anlatmaya hazır.
Film boyunca, yeraltı dünyasının karanlık köşelerine dalarken Olivia’nın hissettiği korku ve çaresizlik, seyirciyi de içine çekiyor. Sadece Marla’nın ölümünü değil, aynı zamanda bu ölümün kaynağını, başladığı noktayı ve ona bağlı sırları da araştırırken, bambaşka bir yolculuğa çıkıyor. Ama her şey düşündüğünden de karmaşık… Öyle ki, insan “bu neyin sahnesi, nereye gidiyoruz?” diye sormaktan kendini alamıyor.
Yönetmen Hasan Karacadağ, hikayeyi öyle ustaca işlemiş ki, Michael Madsen ve Stephen Baldwin gibi yıldız oyuncuların da katkılarıyla, her sahne ayrı bir merak uyandırıyor. İzleyici, Olivia’nın gözünden giderek İstanbul’un karanlık yüzüne tanık oluyor.
Hikaye, sıradan bir kayıp hikayesinin ötesine geçiyor; öyle ki, rüzgarın sesi, kalp atışlarının coşkusuyla birleşiyor… Magi, bir kayıp, bir keşif, ama en önemlisi, zamanla ilişkilendirilen bir karanlık hatıra. Her izleyici, bu filme dair sahneleri aklından silip atamayacak…
Yorumlar