İlk Eşler Kulübü (1996)
Film Özeti
“İlk Eşler Kulübü”… Ah o efsanevi 90’ların ruhunu taşıyan, hayatı sorgulatan ama bir o kadar da gülümseten bir film. Hugh Wilson’ın yönetmenliğinde hayat bulan bu hikaye, bizlere sadece bir komedi sunmuyor; aynı zamanda dostluk, dayanışma ve intikamın ne denli eğlenceli olabileceğini gösteriyor. Üç kadın, Elise, Brenda ve Annie… Hepimiz gibi, hayatta bekledikleri şeyleri birer birer kaybetmiş, ama pes etmeyen savaşçılar. Yani, hani bazen deriz ya “Ne olursa olsun, arkadaşım yanımda!” İşte bu, tam olarak o anların hikayesi.
Bu üç dost, genç bir kadına kapılarak onları terk eden eşlerinin ardından, büyük bir travma yaşıyor. Ama of ya, depresyona sürüklenmek, onların kitabında yok. Bir cenaze, yani grubun kaybettiği dördüncü üyenin anısına düzenlenen tören, onları bir araya getiriyor. Yıllar sonra yeniden bir araya gelen bu kadınlar, aslında hayatlarının pek de farklı olmadığını fark ediyorlar. Hani bazen, “Bende de böyle şeyler var…” deriz ya. İşte burası tam olarak o kısım.
Sonrasında, böylesine karanlık bir dönemin ardından, tatlı bir intikam savaşı başlıyor. Yıllar önceki o yaşam dolu, cesur ve neşeli kadınlar geri dönüyor. Kendilerini bulmaları ve artık kimseye izin vermemeleri adına attıkları adımlar, harbiden içimizi ısıtıyor. Bir yandan kahkalara boğulurken, diğer yandan derin duygulara dalıyoruz. Olivia Goldsmith’in romanından uyarlanan bu film, cesaretin, dostluğun ve kadınların erken yaşta kısıtlandığı toplumsal normların ne kadar demode olduğunu gösteriyor. Hani o klişe intihar sahneleri var ya… Onlardan, çok daha eğlenceli bir şekilde intikam almak için harekete geçiyorlar.
Ne diyelim ki, bulunduğumuz yaş döneminde hayata dair farklı bakış açıları sunan “İlk Eşler Kulübü”, sadece bir komedi değil. Yıllar geçse de bayılarak izleyebileceğimiz, hepimizin bir köşesinde sakladığı hatıralar gibi…
Yorumlar