Gerçek Efsaneler (1998)
Film Özeti
Karanlık bir sır perdesinin arkasında yatan korkularla dolu, üzerindeki gölgeleri kaldırmak için birçok kahramanın cesaret göstermesi gereken bir ortam… Vahşi ve esrarengiz Pendleton Koleji, kış aylarının getirdiği soğuk rüzgârlara rağmen, içindeki gerilim dolu hikayeleriyle kapılarından içeri girenleri soğuk terler içinde bırakıyor. Jamie Blanks’ın imzasıyla hayat bulan “Gerçek Efsaneler” (1998), akademik hayatın getirdiği sukunet arasında, geçmişin lanetli efsanelerinin nasıl gerçeğe dönüştüğünü gözler önüne seriyor.
Her şey, “hemen şu köşeden dön, başına kötü şeyler gelir” tarzında eski efsanelerin yankılandığı bir kampüste başlıyor. Alicia Witt, Jared Leto gibi genç yeteneklerin oyunculuk performanslarıyla ete kemiğe bürünmüş karakterler, birer birer kurban olmaya başlıyorlar. Of ya, bu kadar gerim gerim gerileceği aklımın ucundan geçmemişti. Yavaş yavaş, birer birer giden arkadaşlarına odaklanan gençlerin korkuları, boğazlarına düğümleniyor. Tüyler ürpertici bir tehdit, gizli bir düşman… Kampüsün karanlık köşelerinde, kimsenin hatırına gelmeyen bir deliliğin sarmalına kapılan öğrenciler, bu katilin kim olduğunu bulmak için zamanla yarışıyorlar.
Hırsızdan çok daha fazlası; bir canavar geliyor ve sicili kanla dolu. Gerçekten de, geçmişte yaşanan dehşet verici olayların yankıları günümüze kadar uzanıyor ve suçlu arayışında kaybolan gençler, kendi efsanelerini ortaya çıkarmalı… Her an, heyecan dolu bir gerilim içinde, efsanelerin gerçekliğine dair bir yolculuğa çıkarken; gözlerindeki korku ve şaşkınlıkla bu kargaşada kayboluyorlar. Hani bazen bir şeylerin doğru olduğuna inanmak istersin ya, işte burada her şey gerçek. Pendleton Koleji’nin karanlık sırları, hortlayarak gençleri tuzağına çekiyor. Ve sonunda, neyin gerçek, neyin hayal olduğunu anlamadan… Bu eğlenceli, bir o kadar da korkutan filmde, canavar kim bilmeden sadece izlemeye karar ver.
Yorumlar