Gece Hayvanları (2016)
Film Özeti
Bir sanat galerisi sahibi olarak hayatını kelimelere ve tuvallere adayan Susan Morrow (Amy Adams), bir sabah geçmişinin gölgeleriyle yüzleşir. 19 yıl önce terk ettiği eşi Edward Sheffield’in (Jake Gyllenhaal) elinden çıkan hiç yayımlanmamış roman taslağı, onun için sıradan bir mektup değil; geçmişin derinlerine inme arzusunun bir kapısıdır. Hutton Morrow (Armie Hammer) ile sürdürdüğü mükemmel hayatın üstündeki bu kara bulut, bir taşıma görevi üstlenmiştir. O an, bir şeylerin değişeceğinden habersizdir.
Susan, Edward’ın “Gece Hayvanları” adlı romanını eline aldığında, yapıtlardan birinin içinde hapsolmuş gibi hisseder. Roman, bir matematik profesörü olan Tony Hastings’in (Jake Gyllenhaal) gece yolculuğunda ailesinin başına gelen korkunç olayları işlerken, Susan’ın da zihninde kaybolmuş anılar canlanır. Geçmişin yaraları, Tony’nin çaresizliğiyle birleşip, kadın karakterimizin ruhunu didiklemeye başlar. “Of ya, bu ne kadar zor bir durum” derken gözyaşları arasında çaresiz bir yüz ifadesi belirmeye başlar.
Gece Hayvanları, sadece bir kurgudan ibaret değil, aynı zamanda izleyicideki tetikleyiciyi açığa çıkaran, hayata dair derin sorgulamalar ve karanlık duygularla dolu. Roman, Susan’ın yaşamının içine sızarken, geçmişin hayaletleri gün yüzüne çıkar; en beklenmedik anlarda, en güzel duyguların yanında karanlık yüzleriyle de karşı karşıya kalacağız. Tıpkı günlük yaşantımızın içinde kaybolup giden o sıradan anlar gibi, bu hikaye de sürükleyici, çarpıcı ve düşündürücü unsurlarla dolu. Karşılaştığımız her sayfa, Susan’ın içsel yolculuğuna ayna tutuyor…
Sonuçta, bir romana veya bir filme bakarken, aslında kendimizi buluyoruz. “Gece Hayvanları”, unutulmaz bir deneyim sunarak, bizim de geçmişle hesaplaşmamızı sağlayacak. Hadi, bu yolculuğa birlikte çıkalım…
Yorumlar