Downton Abbey (2019)
Film Özeti
İngiliz kırsalında her şeyin kendi düzeninde işlediği, muhteşem manzaralarla çevrili bir mülk… Downton Abbey, heyecan dolu bir beyaz perde uyarlamasıyla, izleyicilere tartışmasız bir nostalji sunuyor. Michael Engler’ın yönetmenliğinde, Hugh Bonneville ve Laura Carmichael gibi yıldızların gösterdiği bir performans, dizi dünyasındaki ilk aşkımızı yeniden canlandırıyor. Film, Crawley ailesinin hayatına odaklanıyor; ama bu sefer, polisiye bir gerilim değil, tam anlamıyla bir tarih sohbetine dönüşüyor. Krallığın kalbinden gelen King George V ve Queen Mary’nin ziyareti, tam da her şeyin bir dönüm noktasına gelmesi gerektiği anlardan birini yaratıyor… Vallahi, izleyince hepimizin aklına “ya bu işin sonu nereye gidecek” sorusu takılacak.
Dizinin o derinliğini ve karakter derinliğini beyaz perdeye aktarmak kolay değil, ama Engler bunu harbiden başarıyor. Aile içindeki çatışmalar, önyargılar ve sevgi dolu haller, bir dizi zıtlaşmayla karşımıza çıkarken, izleyiciyi koltuklarına yapıştıracak. Jim Carter’ın mükemmel performansıyla, hizmetçi-efendi ilişkileri üzerine düşündürücü bir mercekle bakıyoruz hayata. Bu film bir tür zaman yolculuğu sanki; geçmişin görkemi ile içinde bulunduğumuz zaman arasında köprüler kuruyor.
Crawley ailesinin hazırlıkları, aslında sadece bir ziyaretten ibaret değil; geçmişe, hatıralara, oluşmuş bağlara dair bir yüzleşme. Her karakterin kendi hikayesi, kendi yeri var bu muhteşem mozaikte… Of ya, yazarken bile içim gidiyor. Sinema salonunda, bu dönemin görkemi ile yer yer hüzünlü anların bir araya geldiği bir tablo izlemeye hazır olun. Downton Abbey, nostalji dolu bir yolculuk vaadiyle karşımızda, bunu kaçırmayın!
Yorumlar