Detroit (2017)
Film Özeti
“Detroit” filmi, derinlerinize işlerken kalbinizde bir şeyleri çatallaştıran bir drama sunuyor. Kathryn Bigelow’un yönetmenliğinde şekillenen bu film, 23 Temmuz 1967 tarihinde Detroit’te yaşanan ve tarihe 12. Sokak Ayaklanması olarak geçecek olayları gündeme getiriyor. Harbiden de etkileyici bir yapım. Birbirine kenetlenen hayatlar, çarpışan hayaller ve sistemin acımasız yüzü; hepsi bu filmde bir araya geliyor.
Film, Detroit’teki bir grup genç siyahinin, polis baskınlarıyla başlayan bir isyanın tam ortasında kalışını anlatıyor. O gecenin sıradan bir gece olmadığını anlamak için daha fazla beklemenize gerek yok; gerginlik hissini hepiniz yaşayacaksınız. Lakin o gerginliğin içinde umut da var. John Boyega, bu öyküler arasında kendine sağlam bir yer edinirken, diğer oyuncuların performansları da oldukça etkileyici. Will Poulter’ın canlandırdığı karakter, cinayete teşebbüs ederken, insan ruhunun karanlık labirentlerinde kaybolmuş bir delikanlıyı temsil ediyor.
Anlatılan olaylar, sadece geçmişte kalmamış; günümüzle de paralellik taşıyor. Bu film, sivil hakların mücadele tarihi açısından son derece önemli. Anlayacağınız, herkesin gündeminde olması gereken bir konu… 5 gün süren isyan, toplumun derin yaralarını açığa çıkarıyor. Alevlerin arasında kaybolmuş gençlerin hayalleri, sistem karşısında nasıl yok olduğunu bize gösteriyor. İzledikten sonra bir düşünme sürecine gireceğiniz kesin. Of ya, sadece film değil; gerçek bir tarih dersi gibi…
Ah, en önemlisi, bu film sadece bir dramatik anlatım değil; aynı zamanda hüzün, öfke ve isyanın bir yansıması… Bunu izlerken hissetmemek elde değil. Zaman zaman içiniz daralacak, gözlerinizde yaşlar belirecek; ama sonunda bu öyküde bir umut ışığı göreceksiniz. Hepsinin arasında, “biz varız” mesajı yankılanıyor. “Detroit”, izleyen herkesin kalbinde bir yer edinecek.
Yorumlar