Dehşet Odası (2016)
Film Özeti
Punk rock müziği ve gergin bir atmosferin buluştuğu “Dehşet Odası”, Jeremy Saulnier’in ustaca işlediği bir gerilim filmi. İzleyici, irili ufaklı barları arşınlayan The Ain’t Rights isimli rock grubuyla birlikte, Oregon’un kuytularında yarı yolda kalmış bir maceraya atılıyor. Düşünün, sahne arkasında geçirdiğiniz bir gecenin tam da ortasında, her şeyin idareli gittiğini düşündüğünüz anlarda… Herkes eğleniyor, gösteri güzel gidiyor, derken kasvetli bir dönüşle macera bambaşka bir boyuta giriyor.
Konser sonrası, grup üyeleri beklenmedik bir manzara ile karşılaşıyorlar. Genç bir kadının cesedi… O an, her şeyin korkunç bir kabusa dönüşeceğinin sinyallerini veriyor. Mekanın acımasız sahibi, bu tehlikeli durumu gizlemek için grubun ortadan kaybolmasını planlıyor. O anı nasıl unutur ki insan? Sanki her şey aynı zamanda onların üzerine doğru çullanıyor…
Zihinlerdeki müziklerin yerini, artık hayatta kalma içgüdüsü alıyor. Dört müzisyen bir odada, hem bağımsız ruhlarını korumak hem de hayatta kalmak için savaşıyor. Dışarıda bekleyen tehlike, korkutucu ve sert. Hangi kapıyı açacaklar, hangi adımı atacaklar? Sorular, gerilimi artırıyor. Özellikle Anton Yelchin ve Imogen Poots’un canlandırdığı karakterler, izleyiciyi ekrana kilitleyen sahneler yaratıyor.
Filmin ilerleyişi, seyirciyi hem ruhsal hem fiziksel bir yolculuğa çıkarırken, her tıpkı bir rock konserinin doruk noktasında yaşanan yoğun duygular gibi… Gözlerinizi ayıramayacaksınız. Bu filmde karanlıkla dolu bir geceyi ve hayatta kalmanın en çetin halini izleyeceksiniz. Kalp atışlarınız hızlanacak, her anı bir gerilim dolu hayata dönüşecek. Harbiden böyle bir durumda ne yapardınız? Korkunun ve müziğin birleştiği bu sosyopat deneyimi kaçırmayın…
Yorumlar