Cadı (2015)
Film Özeti
Robert Eggers’ın yönettiği “Cadı”, izleyiciye 17. yüzyılda, İngiltere’nin karanlık köşelerine yaptığı bir yolculuk sunuyor. William ve Katherine çiftinin, beş çocukları ile birlikte kurallardan uzak, sessiz bir ormanda yer alan yaşamları, bir anda başlarına gelen garip olaylarla alt üst oluyor. Daha baştan cılız, duygusal bir atmosferle karşılaşırken, her şeyin nasıl korkutucu bir hal alabileceğini hiç ummazsınız…
Yeni doğan bebekleri Sam’ın esrarengiz bir şekilde kaybolması, ailenin huzurunu parçalamaya başlıyor. Thomasin’in ilahi sesler duyduğunu iddia etmesi, abarttım sanmayın ama, gerçekten akıl sağlığını tehdit ediyor. İkizlerin mırıldanarak söyledikleri tuhaf kafiyeler ise olaya dair verilebilecek en güçlü sinyalleri veriyor. Aile adeta peyderpey çöküşü yaşıyor ve kaçış yolları gittikçe daralıyor. “Birader, bu işin sonu hayra alamet değil!” dedirtiyor insana.
Film, bireyselliği ve inancın karanlık yüzünü sorgularken, aynı zamanda çaresizliğin getirdiği bir kabusu gözler önüne seriyor. Karakterler arasındaki gerilim, doğanın kendisini de bir düşman haline getirişi… Of ya, her sahnesinde yüzden bir yerlerde bir şeyler q şeklinde sarsılıyor. “Cadı”, hem görselliği hem de derinliği ile aklımızda kalıyor. Yani, sadece bir korku filmi değil, aynı zamanda insani ruhun derinliklerinde bir keşif yolculuğu…
Her şey bir noktada, sonunda harbiden büyük bir felaketin başlama sürecine dönüşüyor. Bu yolculuğu izlerken, koltukta oturduğunuzu unuturken, ortamı karanlık bir sessizlik kaplıyor. Nefesinizi tutarak, her an olayların daha da kötüleşmesini bekliyorsunuz. “Cadı”, hem gerçek bir atmosfer sunuyor hem de içindeki metinlerle zihinleri zorlamaktan kaçınmıyor… Kısaca, etkileyici bir deneyim.
Yorumlar