Vampir avcısı Buffy (1997) Fragman
Film Özeti
Buffy, görünüşte sıradan bir genç kız. Ama işin içine girdiğinde, ballet gibi dans eden bir hayatın içinde debeleniyor, adeta bir karmaşanın ortasında buluyor kendini. Sunnydale’e taşıdığı annesiyle birlikte, yeni okuluna yerleşirken, kasabanın sıcak sokakları aslında gizli sırlarla dolu. Aman Tanrım, “Cehennem Ağzı”nın bu kadar yakın olduğunu bilseydi, belki de o yoldan geçmezdi…
Buffy, her nesilde gelmiş geçmiş avcıların sonuncusu. Daha okuluna alışmadan, sanki kargaşa onunla birlikte gelmiş gibi; zira kasabasının karanlık köşelerinde, vampirlerin ve diğer doğaüstü varlıkların gelgitleri başlıyor. Bunların peşinde koşarken, bu canavarlar kadar gizemli dostları da var: Zeki Willow, sadık Xander ve bilgeliğiyle öne çıkan Giles… Hepsi, bir şekilde kendine çeki düzen vermeye çalışıyor. Ama işte, her hikayede bir dönüm noktası vardır – ve burada da o an, ruhu olan vampir Angel’ın belirmesiyle başlıyor.
Angel… Ah, o vampir… Onunla tanışmak, Buffy’nin sıradan hayatında bir dönüm noktası değil de ne? Harbiden, ruhu olan bir vampirle bir ilişkide yürümek traji komik ama bir o kadar da dramatik bir yolculuğa götürüyor onu. Aşk, nefret, korku ve cesaretle iç içe geçen bu hikaye, Buffy’yi hem kendisiyle hesaplaşmaya hem de karanlık güçlerle yüzleşmeye itiyor.
Bir yanda ışık, diğer yanda karanlık. Buffy, iradesinin gücünü keşfedecek; arkadaşlık bağlarını sıkılaştıracak ve en önemlisi, kendi içindeki “avcı”yı keşfedecek. Zaten, o kadar engel, o kadar korku içerisinde belki de en korkutucu olan, kendi içindeki savaşı kazanmaktır. Vampir avcısı olup, hayatta kalmak… Ve bir yandan da gerçek aşkı bulmak? İşte burada başlıyor her şey…
Yorumlar