The Borgias (2011)
Film Özeti
Borgias, 15. yüzyıl İtalya’sında, Rönesans’ın muhteşem ışığında parlayan, ama bir o kadar da karanlık sırlarla örtülü bir hikaye sunuyor. Rodrigo Borgia, gerçek hayatta da var olan bu hırslı papaz, güç, para ve etki peşinde… Karşısında çalışan, ona hayranlık duyan ama bir o kadar da onu çekemeyen bir aile var. Jeremy Irons’ın göz alıcı oyunculuğuyla hayat bulan bu gerilim dolu karakterin, cesaret ve korkunun sınırlarını zorladığı sahneler, izleyeni derinden sarıyor.
Çeşitli entrikalar, aşklar ve ihanetler… Vallahi, bazen dizideki olayların karmaşıklığı içinde kaybolmak da mümkün. Ama işte bu yoğunluk, izleyicinin dikkatini sonuna kadar canlı tutuyor. François Arnaud, Holliday Grainger ve Joanne Whalley gibi isimler, her bir karakterin ruhunu o kadar güzel yansıtmış ki, onlarla birlikte hareket ediyor gibi hissediyorsun. Bu aile, bir arada durmanın en zor olduğu zamanlarda bile, çıkarları gereği bir araya gelebiliyor; ama dostluk, tutku ve ihanetlerin birbirine kenetlendiği bu hikayede, asıl soru şu: Şu hayatta ne kadar ileri gidebiliriz?
Gerçekten de yüzyıllardır tartışılan bu ailenin yaptıkları, izleyicileri düşündürme konusunda harbiden etkili. Göz alıcı görsellik ve hem tarihi hem de duygusal derinliği ile bu dizi, izlemeye değer. İtalya’nın Rönesans döneminin büyüleyici atmosferinde, bir yandan olumlu duyguları hissetmeye çalışırken, diğer yandan Borgia ailesinin karanlık tarafına tanık olmak, insanı hem çekiyor hem korkutuyor. Of ya, bir yerden sonra sadece izlemekle kalmıyor, o karmaşık duyguları yaşamaya başlıyorsun.
Böyle bir hikaye, yalnızca tarihçiler için değil, herkes için ilgi çekici. Zira aşk, güç, hırs ve ihanet… Her birimizde var olan ama bir türlü dile getiremediğimiz duygular. Borgias, bu duyguların en derinlerine iniyor ve her bölümüyle insanı bambaşka düşüncelere sürüklüyor. Öyle ki, izlerken, “ya ben olsam ne yapardım?” sorusunu soruyorsun kendine… Tam olarak bu yüzden, bir göz atmaya değer.
Yorumlar