Blue Bloods (2010)
Film Özeti
New York’un kalbinde, adı bile saygıyla anılan Reagan ailesinin hikayesi… “Blue Bloods”, Oscar ödüllü Tom Selleck’in hayat verdiği Frank Reagan ile başlıyor. O, şehrin emniyet müdürü ve aynı zamanda ailesinin bel kemiği. Babası Henry’nin (Len Cariou) gölgesinde büyümüş bir adam. Bazen onun hatalarını düzeltmeye çalışırken kendi çizgisinden sapıyor, kendi adalet anlayışını da sorguluyor. İşte bu çatışma, izleyiciyi birçok karşıt duygu arasında götürüyor.
Frank’in büyük oğlu Danny (Donnie Wahlberg) ise savaş gazisi bir dedektif. Kim bilir, belki de bazen suçları çözmek için yaptığı cesur hamleler onu çok sorgulanan bir kahraman yapar. Tıpkı Erin (Bridget Moynahan) gibi… Yeni boşanmış bir anne, ailesini savunmada her türlü engeli aşmaya karar vermiş. Kardeşleriyle birlikte, hem avukatlık kariyerinde hem de aile bağlarını koruma çabasında, çok sıkı bir mücadele veriyor.
Ve tabii ki, ailenin genç çiçeği Jamie (Will Estes). Harvard’dan yeni mezun, parıltılı bir avukatlık kariyeri onu bekliyor gibi ama… O, ailesinin geleneklerine sırt çeviremiyor ve polis olmaya karar veriyor. Bu seçim, yalnızca kariyerini değil, ailenin onurunu da tehdit edecek gizli bir operasyonun içine çekiyor onu. Öyle bir durum ki, babasının bile bilgisi yok… Jamie’nin bu maceraya atılması, yalnızca onun hayatını değil, Reagan ailesinin tüm dinamiklerini altüst ediyor.
“Blue Bloods”, aile, görev ve adaletin sınırlarını sorgulayan, her bölümde kalp atışlarınızı hızlandıran bir drama. Her anı gerilim dolu, her karakteri kendi içinde bir hikâye barındırıyor. İzleyiciyi sürekli merakta bırakan dinamik yapısı ve duygusal derinliğiyle, sadece bir dizi değil; bir yaşam biçimi. Karakterlerinki gibi, hayatın gerçek yüzüyle yüzleşmek zorunda kalan, aile olmanın anlamını sorgulayan bir anlatım… Dikkat, çok sayıda duygu ve gerilim doğru orantılı; zamanı geldiğinde “off ya, bu nasıl oldu?” dedirtecek bir dizi!
Yorumlar