Blue Bloods (2010)
Film Özeti
New York’ta, son derece tehlikeli bir dünyanın tam ortasında duruyor Frank Reagan… Aile için adalet arayışı, sırlar ve ihanetlerle dolu bir yaşam. “Blue Bloods” dizisi, tam da bu çatışmayı gözler önüne seriyor. Frank, şehri korumak için yalnızca adaleti savunmakla kalmıyor, aynı zamanda ailesinin geçmişten gelen yüklü sorumluluklarıyla da yüzleşmek zorunda. Harbiden zor iş yani! Her biri kendi dünyasında kaybolmuş ama bir o kadar da bağlı olan bu Reagan ailesinin hikayesi, hem heyecan verici anlarla hem de duygusal derinliklerle dolu.
Büyük oğlu Danny, işinde bir dahi; ancak suçluları yakalarken izlediği yöntemler çok tartışmalı. Irak Savaşı gazisi olan Danny’nin içindeki savaşta, bir yandan ailesinin güvenliği için mücadele ederken, diğer yandan kendi kararları onu nereye götürecek, kim bilir ki… Erin, ailenin tek kızı, bir savcı yardımcısı olarak kariyerinde ilerlemekte ama ailesinin kanun sınırlarında kalmasına yardım ederken suçlularla savaşırken, sık sık kendi içsel çatışmaları ile baş başa kalıyor. Bu ailedeki herkesin bir derdi var; Jamie ise aile geleneğinin yükünü, hukuk kariyerinden vazgeçip polis olma kararlılığı ile sırtına almış durumda. Düşünsene, Harvard mezunu genç bir avukatın polis olmak istemesi… Ne zorluklar yaşıyor, değil mi?
Görünüşte hepsi güçlü ama içten içe ne kadar zayıf… Gizemli bir soruşturmanın parçası olmak isteyen Jamie, dikkatlice yürütmeye çalıştığı bu yolda, ailenin itibarını tehlikeye atacak bir riske girebilir. İhanet, gizli sırlar, kan bağı ve adalet arayışı… “Blue Bloods”, akıllarda kalacak bir dramayla, izleyenlerini derin sorularla bırakıyor. Keşke bunu izleyen herkes üzerinden “Oh ya, bu da neymiş!” diyebilse… Aile bağları hiç de basit değil, ama birbirlerini koruma uğruna neler göze alınabilir? Belki de izlerken kendimizi bulacağız…
2 Yorum
Aile dinamiklerini derinlemesine işleyen bir dizi.
“Blue Bloods”, aile ilişkilerini derinlemesine incelerken etkileyici bir dizi.