Beni Affedebilecek misin? (2018)
Film Özeti
“Beni Affedebilecek misin?” filmi, gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak bizi çarpıcı bir dünyanın içine atıyor. 70’ler ve 80’ler ortalarında, Lee Israel’in (Melissa McCarthy) hayatı, yazarlık becerilerinin birer birer sönmesiyle kararıyor. Kira ödemekte zorlanan, hayalleri elinden kayıp giden bir kadın… Of ya, bu durumda olmak gerçekten zor. Lee, bir zamanlar yıldızları kaleme alan bir biyografi yazarıyken şimdi öyle bir noktaya gelir ki, cüzdanında para kalmamıştır. Yani tam anlamıyla bir çıkmazda.
Ama işte, her karanlık noktanın bir ışığı vardır. Lee’nin sadık dostu Jack Hock (Richard E. Grant), hayatının bu zor döneminde ona destek oluyor. İki iyi arkadaş, hayata tutunmak için alışılmadık bir yöntem buluyor: öldükten sonra dahi parlayan yazarların mektuplarını taklit edip koleksiyonerlere satmaya başlıyorlar. Vallahi, hem yaratıcı hem de cesur bir hamle, değil mi? Bu ikili, kendilerini bir dolandırıcılık oyununun içinde buluyorlar ve her şey çok eğlenceli başlarken, işler hızla sarpa sarıyor…
Film, duyguların, dostluğun ve ikili ilişkilerin karmaşasını gösteriyor; yani sadece hüzün değil, kahkaha da var. İzleyiciye, bu karmaşık ilişkileri ve ahlaki sorgulamaları sorgulatıyor. Harbiden, izlerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Kafanızda sürekli bir soru dönüp duruyor: “Bizim hayatta kalmak için ne kadar ileri gitmeye hakkımız var?”
Sonuç olarak, “Beni Affedebilecek misin?” sadece bir biyografi değil, aynı zamanda bireysel mücadelelerin ve tutku dolu hayallerin bir hikayesi. Marielle Heller’in yönetmenliği ve Melissa McCarthy’nin muhteşem performansı ile birleşince, gerçekten sıradan bir film olmaktan çıkıyor. İzlemeden geçmeyin, zira bu film izleyiciye hem düşündürüyor hem de gülümsetiyor…
Yorumlar