Amerikan Gangsteri (2007)
Film Özeti
New York’un karanlık sokaklarında, soğuk bir gece… Zaman, 1970’ler. Bir anda hayatı değişen bir adam, Frank Lucas. Yönetmen Ridley Scott, bu karmaşık karakter üzerinden, gerçek bir hikayeye hayat veriyor. Denzel Washington’un muhteşem performansı ile izleyicileri derin bir yolculuğa çıkarıyor. Adamın şoförlüğünü yaptığı patron, bir gün ansızın ölünce, sanki Frank için dünya tersine dönüyor. Artık hayatında bir dönüm noktasına gelmiştir. Kolları sıvayarak, o varoluş mücadelesinin içindeki fırsatlarla dolup taşan bir hayatın kapılarını aralıyor.
Ülkenin en büyük uyuşturucu imparatorluklarından birinin doğuşunu izlemek, gerçekten heyecan verici. Kendi işini kurmaya karar veren Frank Lucas, zekâsı ve disiplini ile Harlem’in gelmiş geçmiş en etkili uyuşturucu baronlarından biri haline geliyor. Vallahi, olayların gidişatı bir filmden farksız. Uyuşturucu ticareti ve aşırı güç arayışı içinde, Frank’ın dünyası, adeta bir kumar masası gibi… Her an her şey olabilir. Partneri Chiwetel Ejiofor ile birlikte, kendilerine yeni bir düzen inşa ederken, rakiplerinin ve polislerin baskılarıyla nasıl başa çıktıkları izlenmeye değer. Russell Crowe’un canlandırdığı Dedektif Richie Roberts, Frank’ın tam zıttı gibi. Yasal olanı savunan adam, aldatıcı bir kahraman olarak öne çıkıyor. İki adam, birbirlerinin peşinde ama aynı zamanda kendileriyle de hesaplaşmak zorundalar.
Dramanın derinliği, karakterlerin içsel çatışmaları ve Amerika’nın karanlık yüzü ile iç içe geçmiş. Amerikan hayatının karmaşasını en iyi yansıtanlardan birisi diyebilirim. İkisi de kendi yollarında ilerlerken, hayatta kalma içgüdüsü, dostluk ve düşmanlık, yavaş ve büyük bir dalga gibi kabarıyor… Sonunda, sadece suç makinesi değil, aynı zamanda bir insanın hayatta kalma öyküsü bu. Amerikan Gangsteri; izlerken sizi koltuğunuza mıhlayacak bir yapım. Beğeneceğinize eminim…
Yorumlar