Yürüyen Cehennem (2011)
Film Özeti
1865… Kuzey-Güney Savaşı’nın sonlarına yaklaşıldığı, hayal gücünün dahi bilemeyeceği bir kaosun, acının ve intikanın temellerinin atıldığı bir dönem. “Yürüyen Cehennem” (Hell on Wheels), işte tam bu ruh haliyle, tarih sahnesinin tozlu sayfalarından bir öykü çıkarıyor. Bir adam, ölen karısının intikamı için yola düşüyor; bir diğer yandan kıtanın ortasında inşa edilen dev bir demiryolu projesi var. Ama bu, sıradan bir inşaat değil… Her rayın döşenmesi, her çivinin çakılması, yeni hikayelere kapı aralıyor.
Bu dizide, kuzeyin ve güneyin kalıntılarının arasında, sadece işçilerin çileli hayatlarını değil, bu kasabanın dinamiklerini, arzularını, korkularını ve hayatta kalma mücadelesini de gözler önüne seriyor. Yani, aslında varoluşsal bir savaş… Raylar uzandıkça, kasaba da bir ilerleme gösteriyor; ama bu ilerlemenin bedeli oldukça ağır. İnsanlar, geçmişin izlerinden kurtarılmak için çabalarken, iç savaşın yarattığı derin yaralar yeniden kanıyor. Kölelikten kurtulmayı başaran zenciler bile sağlama aldıkları özgürlükleri için yeniden bir mücadele vermek zorunda kalıyor.
Rayların üzerinde ilerleyen demiryolu, aslında utanç verici bir geçmişten gelenlerin ve daha iyi bir gelecek hayal edenlerin birleştiği bir yer. Anson Mount’un canlandırdığı karakter, bu karmaşa içerisinde söylenmemişleri dile getirirken, Colm Meaney’nin güçlü performansıyla derinlik kazanıyor. Diğer karakterler de hikayeye renk katıyor; mesela, Common’ın canlandırdığı kişi… Her biri, izleyiciye “vay be” dedirtecek hikayelerle dolu.
“Yürüyen Cehennem” bir dönem dizisi olmanın ötesinde, insanlığın en karanlık dönemlerine ışık tutarken, izleyiciye savaşın, aşkın ve intikamın yanı sıra umudun da peşinden koşmayı hatırlatıyor. sözün kısası, bu dizi tam anlamıyla bir keşif ve içsel bir yolculuk… İzlerken sıkı sıkı sarılacaksınız koltuğunuza; çünkü her an, her sahne, sizi yürekten sarsacak bir hikaye sunuyor.
1 Yorum
“Yürüyen Cehennem”, derinlikli karakterleri ve tarihsel temasıyla etkileyici.