Yaşamın Kıyısında (2016)
Film Özeti
“Yaşamın Kıyısında” filminde hayatın acımasız rotasında kaybolmuş bir adamın hikayesiyle tanışıyoruz. Lee Chandler, sıradan işlerle hayatını sürdüren, ruhsal derinliklerinde kaygı ve keder barındıran bir adam… İlk bakışta sıradan bir hayatı varmış gibi görünüyor; oysa içindeki fırtınalar, her an patlamaya hazır bir volkan misali. Ama bir gün, hiç beklemediği bir telefon alıyor. İşte o an, geçmişle yüzleşmek zorunda kalacağı o beklenmedik yolculuğun kapısı açılıyor.
Kendini, doğup büyüdüğü ama bir o kadar da kaçtığı kasabasında buluyor. Kalp hastası abisi hastanede, durum ciddiyken, Lee için her şey bir anda değişiyor. Abisinin vefatını öğrendiğinde, için de derin bir boşluk açılıyor. Hayatında her şeyin ortadan kalktığı o an, şimdi ergen yeğenine bakmakla yükümlü… Vallahi, bu işin altından nasıl kalkacak? İki insanın arasında kurulan o derin bağ, kayıp ve yas temalarıyla yoğrularak gözler önüne seriliyor.
Lee’nin yaşam alanı, hüzün dolu anlarla donanmışken, yeğeniyle birlikte yaşamak zorunda olduğu yeni hayat onun için büyük bir sınav. Arada bir neşeli anlara, hatta kahkahalara da yer var; ama her gülüşün arkasında, kaybedilenlerin yasını tutan bir adamın ruh hâli yatıyor. Bir yanda geçmişin hayaletleri, diğer yanda genç bir çocukla kurulan yeni bir bağ… Of ya, hayatta her şey çok karmaşık değil mi? Korkuyla, sevgiyle iç içe geçmiş bir yaşam hikâyesi var burada.
Kenneth Lonergan’in ustaca kaleme aldığı bu film, sadece kayıplarımızı değil, aile sevgisinin kırılganlığını da gözler önüne seriyor. Lee’nin hikayesi, her birimizin derinliklerinde yankı bulan bir mesaj taşıyor: Hayat, ne olursa olsun devam ediyor… Kimi zaman kenarda duruyoruz, kimi zaman da hayatın tam ortasında buluyoruz kendimizi.
Yorumlar