Yanlış Adamlar (1991)
Film Özeti
Bir zamanlar, Shakespeare’in parmaklarıyla hayat bulan iki karakter, Rosencrantz ve Guildenstern, ölümsüz bir oyunun içinde kaybolmuştu. Evet, bu iki arkadaş, özünde önemsizdi; ama ne büyük bir yanlış anlamaydı bu! 350 yıl sonra, şimdi, yeniden canlanıyorlar. İkisi de, Hamlet’i korumak ve onun kaderini değiştirmek için yola çıkıyor. Ama durum hiç de düşündükleri gibi gelişmiyor… Her şeyin toz pembe olduğu bir dünyada, bu iki budala dostun komik serüvenlerine şahit olacağız. Vallahi, başına şunu koymak gerek; Shakespeare bile onların ilerleyişine müdahale edemeyecek kadar çaresiz kalıyor. Bazen gülmekten, bazen düşündüğünden geberme noktasına geleceksin… İlişki dinamiklerinden, varoluşsal sorgulamalara kadar, her bir sahnede hayat dolu bir mizah vardır.
Gary Oldman ve Tim Roth’un muazzam performansları, filmdeki yoğun duygusal tırmanışlar kadar keyifli. Richard Dreyfuss’un ustalığıyla saygı duyduğumuz her diyalog, sizi başka bir zamana götürüyor. Of ya, o sahnelerde kaybolmamak mümkün mü? İnatla, absürtlük içinde ilerleyen ikili, kargaşanın pençesinde kalıyorlar. Yaşam, ölüm, kimlik ve kararsızlık… Derin ama bir o kadar da eğlenceli. Hani derler ya, “Hayat bir sahne” diye, işte bu film tam da bunu sorguluyor. Gerçekten öyle mi? Yoksa hepimiz farklı karakterlerin peşinden mi koşuyoruz? Rosencrantz ve Guildenstern’in maruz kaldığı tuzaklar, zamanla bileşiyor ve harbiden izleyiciye derin bir anlam katıyor.
Sonuçta, “Yanlış Adamlar”, bir dramanın sazanlıktan öteye geçtiği, komedinin ve trajedinin iç içe geçtiği, son derece eğlenceli bir yolculuğa dönüşüyor. Kısacası, bu filmde o kadar çok eğlence ve derinlik var ki, izlemeye doyamayacaksınız…
Yorumlar