Tutsak (2013)
Film Özeti
Çocuk… En değerli varlıklarımızdan biri. İşte Keller Dover’ın hayatı tam da bu gerçek etrafında dönüyor. 2013 yapımı “Tutsak”, Denis Villeneuve’un muhteşem yönetmenliğiyle, her ebeveynin derinlerde hissettiği korkuları, çaresizliği ve öfkeyi sorgulayan bir hikaye sunuyor. Hugh Jackman’ın canlandırdığı Keller, altı yaşındaki kızı Anna’nın kaybolduğu an, tüm dünyası başına yıkılıyor. Düşünsenize, çocuğunuz kaybolduğunda kalp atışlarınız nasıl hızlanır? Panik içinde geçen saatler, zaman da üstüne üstlük sizinle oynuyor gibi.
Öyle bir noktaya geliyor ki Keller, karşısında saf bir ruhla, Alex Jones karakterini canlandıran Jake Gyllenhaal’ı buluyor. İğrenç bir karavan ve yetersiz kanıtlar, onu kendi adaletini sağlamaya itiyor. İşte burada işler çığırından çıkıyor. “Of ya, her şeyi göze almayı göze alır mısın?” sorusu aklımızda dönmeye başlıyor. Keller’ın çaresizliği, izlerken sizi yerle bir edebilir… Annesinin gözyaşları, çaresiz babalık duygusu… İlk anda intikam ve adalet arasında gidip gelen bu karmaşa, insanın içini sızlatıyor.
Detektif Loki rolünde Viola Davis ve Terrence Howard gibi isimlerin olduğu bu film, sadece kaybolan bir çocuğun hikayesini değil, adalet arayışındaki gözyaşlarını ve çatışmaları da işler. Keller, kendi benliğinin gölgeleriyle yüzleşirken, acaba kendi vicdanıyla savaşa tutuşmanın bedeli ne oluyor?
Tutsak, dram ile gerilimi mükemmel bir şekilde harmanlayarak; özümüzü, kaybettiğimiz değerleri ve belki de tanıdık yüzlerin karanlık taraflarını sorgulatıyor. Yani, sizin için bu yolculuğa çıkmaya değer mi? İzlerken, harbiden içten bir sorgulama içinde bulacaksınız kendinizi… Herkesin kapısını çalabilecek bir kabusla, daha ne kadar yüzleşebiliriz?
Yorumlar