Tünel (2013)
Film Özeti
Tünel (2013) filmi, izleyiciye unutamayacağı bir suç draması sunuyor. Başlangıcıyla birlikte atmosferi öyle bir anlık yakalıyor ki, sanki karanlık bir tünelin derinliklerine doğru çekiliyorsunuz… Yönetmen Gilles Bannier ve Anders Engström’ün elinden çıkan bu eser, aslında sıradan bir cinayet soruşturmasından çok daha fazlasını barındırıyor. İki detektif, Karl Roebuck ve Elise Wasserman, sizi gizemli bir yolculuğa çıkarıyor.
Filmin merkezinde, Fransa ve Birleşik Krallık arasındaki Channel Tüneli’nde bulunan korkunç bir cinayet var. Bir Fransız politikacının üst yarısı ve bir Britanyalı fahişenin alt yarısı… Of ya, bu görüntüler bile insanın kanını donduruyor. Detektifler, zamanla cinayetlerin ardındaki gerçekleri keşfettikçe, “Gerçek Teröristi” olarak anılan seri katilin, aslında bir sosyal sorunlar savaşçısı olduğunu fark ediyorlar. Bu adam, yaratmış olduğu kaos ile aslında hangi mesajı vermeye çalışıyor? Vallahi, izlerken bir yerde kendinizi bu soruların içinde bulacaksınız.
Stephen Dillane, Clémence Poésy ve diğer başarılı oyuncular, karakterlerin derinliklerini öyle iyi yansıtıyor ki, onlarla beraber her bir gerilim anını yaşıyor, hayatlarını tehlikeye atan bu iki detektifin peşinden koşuyorsunuz. Türkiye’de de bu tür kıyamet senaryoları yazıldığını bilirim ama Tünel, izleyiciyi başka bir boyuta taşıyor. Dramanın yanı sıra, aksiyonun da kalitesi sizi çarpacak… Her sahnede, tünelin karanlığı ve dışarıdaki dünya arasında gidip geliyorsunuz.
Her anı yüksek gerilim dolu olan bir yolculuktasınız; sır perdeleri aralanırken suç, ahlak ve toplumsal sorunlar iç içe geçiyor. İşte bu yüzden Tünel, sadece bir cinayet filmi değil… İçinde hayata dair birçok sorunu barındıran, düşündüren bir yapım. Bu filmi izlemek, bir nevi farklı bakış açıları kazanmak gibi. İzlediğinizde, “Ben olsam ne yapardım?” diye düşünmeden edemeyeceksiniz…
Yorumlar