Tren (1964)
Film Özeti
Usta yönetmen John Frankenheimer’in elinden çıkan “Tren” (1964), izleyicilerini nefes kesen bir savaşa sürüklüyor. Paris, bir yanda özgürlüğü arzularken, diğer yanda Nazilerin karanlık gölgesi altında sıkışmış durumda… Baktığında, her an gerilim artarken, Albay Franz von Waldheim (Paul Scofield) müzesindeki paha biçilmez sanat eserlerini Almanya’ya götürmek üzere tam bir plandan bahsediyor. Ama işin asıl can alıcı noktası, demiryolu müfettişi Labiche (Burt Lancaster). Adam, bu sevkiyatı engellemek için elinden geleni yapacak… Evet, trenler bir yandan harbiden bir kargaşa yaratırken, diğer yandan tarihin tozlu sayfalarından fırlayıp gelen o efsanevi anlarla dolup taştığını görmek mümkün.
Frankenheimer, filmi çekmek için gerçek trenler ve istasyonlar kullanmakta diretince, bu seçim neye denk geliyor biliyor musun? İzleyiciye gerçeklik hissini öyle bir yansıtıyor ki, herkes kendini o anın içindeymiş gibi hissediyor. O heyecan verici sahneler… Harbiden izlerken kalp atışlarını duymamak elde değil. İtalya’nın savaş yaralarını saran dönemde hayat kurtarmaya çalışan bir adamın hikayesi, hem savaşın acımasız yüzünü gösteriyor hem de sanata verilen değeri sorgulatıyor. Tren’in yolunda geçen her an, izleyiciyi daha da içine çekiyor.
Sonuç olarak, “Tren” yalnızca bir aksiyon filmi değil; aynı zamanda sanatın, insanlığın ve cesaretin çatıştığı bir epik serüven. Alıştığınız klişe savaş filmlerinden çok daha fazlası… Gerçekten var olan bir tren yolculuğu, bundan daha fazlasını vaat ediyor. Öyleyse, bu unutulmaz hikayede yer almak için en yakın arkadaşlarınızı toplayın, tren istasyonuna inin ve Labiche’in cesaret dolu mücadelesine tanıklık edin. Thi, kaçırılmayacak bir deneyim!
Yorumlar