The Magic of Ordinary Days (2005)
Film Özeti
Bazen hayat bize bir yol çizer, önünde durmak zorunda hissedersin. “The Magic of Ordinary Days”, II. Dünya Savaşı’nın getirdiği zorluklar ve bunun getirdiği insani duygular üzerine kurulmuş bir hikaye. Filmin ana karakteri, Keri Russell’ın canlandırdığı genç bir kadın, dışarıda açıkça yaşanan kaosun tam ortasında, kendi iç dünyasında savaşmak zorunda kalıyor. Hamileliği, evlilik dışı bir durum. Yani, toplumsal baskılar, gelenekler ve ailevi zorlamalar derken hayatı bir çıkmaza giriyor.
Peki, bu genç kadının eşi olan yalnız bir çiftçiyle nasıl birliği olacak? Skeet Ulrich, biraz yalnız ve içe dönük çiftçi rolündeki başarısıyla izleyiciyi derin düşüncelere itiyor. İki insanın, hayatta kalma mücadelesinin içinde birbirlerine nasıl tutunacaklarını bulmaları, hem keyifli hem de acı bir yolculuk gibi…
Gerçekten de bu film, sıradan bir günlük hayatta karşımıza çıkan olağanüstü anların peşindeymiş gibi hissettiriyor. Sonuçta, hayatta sevdiklerimizi bulmak ve onlarla kurduğumuz bağlar, her şeyi değiştirebilir. Üstelik, Mare Winningham ve Tania Gunadi’nin de katkılarıyla hayat bulan zengin karakter çeşitliliği, gözlerden kaçmayacak. Savaşın getirdiği belirsizlikler, bireylerin ruh hallerini nasıl etkiliyor? Filmin özü, ağır ama bir o kadar da samimi bir söylemle bunu araya getiriyor.
Bir film düşün; savaş var ama en derin savaş, insanların kalplerinde… Bu film insanların hayatının karmaşasında kaybolmuş olsa bile, kalplerine dokunmayı başarıyor. İzlerken şu anda, yaşadığımız dönemde neleri daha iyi kılabileceğimizi sorguluyorsunuz. Sonuçta, sıradan günlerin arkasında saklı olan sihirli anları yakalamak, belki de hayatın en büyük güzelliği…
Yorumlar