The Hunter (2018)
Film Özeti
Düşmanın düşmanı dost mudur? Yoksa savaşın ortasında kalan masumlar birer piyon mu? “The Hunter” ya da İtalyancasıyla “Il Cacciatore”, bizi 90’ların kanlı İtalya’sına, Palermo sokaklarının karanlık ve tehlikelerle dolu atmosferine götürüyor. Şehre hakim olma mücadelesi veren iki düşman mafya patronu, yeni yasanın getirdiği baskılar altında çatıştıkça, masumların hayatlarını da tehlikeye atıyorlar. Of ya, bu filmdeki gerilim tavan yapıyor! Francesco Montanari’nin muhteşem oyunculuğuyla hayata geçen karaktere tapmamak elde değil. Harbiden de, bu adamın gözlerinde yaşadığı karmaşayı görmek insana bir şeyler hissettiriyor.
Miriam Dalmazio’nun canlandırdığı karakter ise yine pek bir güçlü. Düşmanların arasındaki masum insanların hikayesi ne kadar acı ve gerilim dolu… Hani, gözünüzü ekrandan ayıramıyorsunuz; adeta oradaymışsınız gibi hissediyorsunuz. Karanlık bir gerçek var; bazı şeyler kişisel mücadelelerden çok, bir sistemin çarkları arasında kaybolma riskini barındırıyor. İzleyici, bazen bir yan karakterin gözünden bakıyor, bazen de baskı altında kalmış bir karakterin kırılganlığını hissetmekten kendini alamıyor.
Filmin derinliklerine indikçe, anlamlı diyaloglar ve sürükleyici olay örgüsü sizi hemen içine çekiyor. Bu hikayede dostluk, ihanet ve hayatta kalma mücadelesi hepsi iç içe geçmiş. Palermo sokakları, mafya savaşlarının gölgesinde sırlarla dolu. Her şeyin öncesi ve sonrası var; her kararın bir faturası…
Sonuç itibarıyla, “The Hunter” sizi düşündüren, sarsan ve heyecanlandıran sahneleriyle dolu bir film. Sadece bir suç draması değil; aynı zamanda insan doğasının karanlık yanlarını da irdeleyen bir yapım. İşte bu yüzden, izleyiciye derin izler bırakıyor.
1 Yorum
“The Hunter”, derin duygularla dolu bir hikaye sunuyor.