Suç Çıkmazı (2008)
Film Özeti
Hayat, her birimizin belirsizliklerle dolu bir yolculuk olduğunu gösteriyor. “Suç Çıkmazı”, bu yolculuğun karanlık ve çarpıcı bir yüzünü gözler önüne seriyor. Yönetmen Ric Roman Waugh’ın kaleminden çıkan bu film, seyircileri adeta alıp hapishanenin soğuk ve acımasız duvarlarının arasına hapsediyor. Hikayenin merkezinde, kendine bir hayat kurmuş, sıradan bir aile babası olan Wade Porter (Stephen Dorff). Her şey, bir gece eve giren bir hırsızla başlayan talihsiz bir olayla değişiyor. Wade, kendini savunmak adına hırsızı öldürüyor ve işte o andan itibaren her şey altüst oluyor.
Düşün düşün, bir anlık bir kararın sıradan bir hayatı nasıl darmadağın edebileceğini anlatan film, sadece bir suç hikayesi değil. Wade’in cezaevine adım atmasıyla birlikte, hayatındaki tüm değerler sorgulanmaya başlanıyor. Vahşi ve nefret dolu bir dünyanın içinde, hayatta kalabilmek için verilen mücadeleye tanık oluyoruz. Val Kilmer’ın canlandırdığı karakter, Wade’in cezaevindeki hayatında önemli bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Cezaevinin acımasız kuralları ve güçlü karakterleri, Wade’i zor bir sınavdan geçiriyor.
Wade, her an her şeyin berbat olabileceği bir dünyada, adalet kavramının ne kadar görece olduğunu anlıyor. “Of ya, haksızlık bu kadar sıradanlaşmışsa, ne yapalım şimdi?” diye düşünmekten kendini alamıyor. Bu filmde sadece bir hapishane yaşamı değil; dostluk, ihanet, insan doğasının karanlık yüzü ve erdemin ne anlama geldiği sorgulanıyor. Kendini cennet sayılan bir aile hayatından, cehenneme dönüşen bir mevcutat içinde bulmak… Gerçekten zor bir durum.
Yani, “Suç Çıkmazı”, sıradan bir suça odaklanmıyor. Aksine, seçimlerimizin sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacağımız bir dünyanın kapılarını açıyor. Bizim de her an bir karar vermek zorunda kaldığımız yaşamlarımızda, bu film adeta bir aynaya dönüşüyor. Mesele sadece hayatta kalmak değil… Kimi zaman, yaşamak için verdiğimiz savaşın bedelini ödemek zorundayız…
1 Yorum
Derin bir mesaj taşıyan, hayatın seçimlerini sorgulatan etkileyici bir yapım.