Son Unicorn (1982)
Film Özeti
“Son Unicorn” (1982), hayallerle yoğrulmuş bir dünyaya davet ediyor bizi. Küçük bir hayalperest, denizlerin derinliklerinde kaybolmuş beyaz tek boynuzlu atların hikayesini dinlerken, bir anda kendisini büyülü bir serüvenin tam ortasında buluyor. Kral tarafından denize hapsedilen bu güzel yaratıkların kurtuluşunu sağlamak için kolları sıvayan son unicorno arayışında, bu yolculukta ona eşlik eden komik ve biraz saf bir büyücü de var…
Mia Farrow’un sesiyle hayat bulan bu etkileyici unicorn; göz alabildiğine uzanan, fantastik bir dünyanın kapılarını aralarken, izleyiciyi heyecan dolu bir hikayeye sürüklüyor. Yolda, denizden kaçmak için görevli buna gönülsüz kalan bir kızıl boğa ile de karşılaşıyor. Aralarındaki mizah, bazen gözyaşlarını tutamayıp gülmekten, bazen de kalabalık sahnelerde yalnızlık duygusunu hissetmekten geçiyor.
Üstelik, Jeff Bridges’ın büyüleyici performansıyla birlikte, karanlık ve gizemli Christopher Lee, her sahnede biraz daha derinleşen bir “kötü” karaktere dönüşüyor. Sıradan hırsları ve imkansız hedefleri; serüven boyunca sürükleyici bir dramaya tanıklık etmemizi sağlıyor. Of ya, dördüncü duvarı yıkarak hem çocuklara hem de yetişkinlere seslenmeyi başarmış bu film…
Sonuçta, “Son Unicorn”, yalnızca bir macera değil; kaybettiğimiz neşeyi, dostluğu ve hayallerimizi geri kazanma çabamızın da bir simgesi. Her izleyişte farklı duygular uyandıran, samimi bir yapım olduğu için, kalbimizde çok özel bir yer edindi. Hemen izlemek isteyeceksiniz; o zaman, daha fazla beklemeyin!
Yorumlar