Son Umut (2006)
Film Özeti
Düşünün, 2027 yılı. Dünya, adeta felakete doğru sürüklenirken, insanlığın geleceği dibe vurmuş durumda. “Son Umut”, Alfonso Cuarón’un ustaca yönettiği bu distopik evrende, umut ve çaresizlik arasında sıkışmış bireylerin hikayesini anlatıyor. Gelecek, zaten biterken, son kalan bir bebeğin varlığı belki de nihai bir umut haline geliyor.
Bu filmde Clive Owen, belki de en zorunlu görevini üstlenen bir adam olarak karşımıza çıkıyor. Her şeyin yolunda gitmediği, insanların hayatta kalmak için bir şeyler yapması gerektiği, ama bu şeylerin çoğunun karamsarlığa dönüştüğü bir dünyada, onun karakteri çaresizlikle mücadele ediyor. Julianne Moore’un canlandırdığı karakterin bir mücadelesi var. Çocuk sahibi olmanın giderek imkansızlaştığı, kendine bir parça umut arayanlar için, bunun ne kadar derin bir anlam taşıdığını düşünün…
Filmin cilvesi, insanların farklı yollarla bu kaosun içinden sıyrılmaya çalışması, ama çoğunun pes edip karamsarlığa sürüklenmesi. Vallahi, izlerken içiniz biraz acıyacak. Chiwetel Ejiofor ve Michael Caine’in güçlü oyunculukları da bu öyküyü daha da etkileyici kılıyor. Her sahne, o geleceğe dair korkularımızı, yaşanan çaresizliği, fakat yine de insan ruhunun gücünü sorgulatıyor.
Karakterler arasındaki dinamik, birbirine bağımlılığı ve mücadeleyi çok iyi yansıtıyor. Bazen umutsuzluk içinde kaybolmuşken, bazen de sevinçten parlayan bir umut ışığı belirebiliyor. Eğlenceden çok, düşündüren, sorgulayan bir yapı var… Gelecek kaygısı, insanlığın ruhuna adeta sızmış.
Son Umut, sadece bir bilim kurgu değil, aynı zamanda insanlığın nasıl bir sınavdan geçtiğini gözler önüne seren bir dram. Merak etmeyin, yanınıza rahat bir koltuk ve biraz düşüneyim dediğiniz zamanlar için güzel bir film bulmuş olacaksınız. Harbiden, izlemeye başlamadan önce biraz düşünseniz iyi olur… Çünkü bu film, izlenirken düşündürüyor, evet ama sonrası için asıl derin fırtına, düşündüklerimizde başlıyor. Geleceğimiz ne olacak? İşte, bu soruyla baş başa kalmayı göze alıyorsanız, “Son Umut” tam size göre!
Yorumlar