Son Ültimatom (2007)
Film Özeti
Jason Bourne, sıradan bir adamın sıradan bir hayatının çok ötesinde. Paul Greengrass’ın yönetmenliğini üstlendiği “Son Ültimatom” filminde, Bourne’in kaybolma isteği, peşindeki gölgelerin hiç bitmediği bir döngüye dönüşüyor. Sıradan bir hayat arayışı ile karanlık bir geçmişin pençesinde kalmış bir adam var karşımızda… Of ya, hani hafızasını kaybetmiş ve ardında bıraktığı geçmişin izlerini silmek isterken, aslında neyin peşinde olduğunu bulmaya çalışıyor.
Filmin temposu, serinin diğer yapımları gibi, vites artırarak devam ediyor. Aksiyon dolu sahnelerle dolup taşıyor. Matt Damon, bu kez daha bir derinlik katmış karakterine; her adımında kararsızlık, her çatışmada bir nefeslik zaman barındırıyor. Julia Stiles ve David Strathairn’ın destekçi rolleri ise, Bourne’in hikayesini daha da derinleştiriyor. Harbiden, hayatta kalmak için verdiği savaş göğsünüzde hissedeceğiniz bir tempoyla sunuluyor.
Jason’ın sadece kendini bulma kalbindeki mücadelesi değil; aynı zamanda geçmişin izlerinin peşine düşen yeni nesil katillerle verdiği amansız savaş… İnanın, kimin ne yapacağını asla tahmin edemiyorsunuz. Aksiyon sahneleri, akrobatik hareketler ve çarpıcı görüntülerle dolu bu dünyada kaybolurken, gerçekten kaybolmuş olan bir adamın yaşadıkları sizi derinden saracak. Kimliğini bulma çabası içindeki Jason’ın çaresizliği ve öfkesi, günümüzdeki çok fazla insana da dokunacak bir şey aslında.
Son Ültimatom, bir yanı karanlık, diğer yanı adalet arayışında bir adamın hayatta kalma mücadelesi… Arka planda sıkıştırılmış bir kedi-fare oyunu var. Tüm bu karmaşanın içinde, izlemekten keyif alacağınız bir yolculuk sizi bekliyor. Bourne ne kadar kaçarak gizlenmeye çalışsa da, geçmişinin izleri peşini bırakmaz…
1 Yorum
Etkileyici bir sinema deneyimi, merak uyandırıyor.