Snowden (2016)
Film Özeti
Edward Snowden… Bu isim, belki de çağımızın en tartışmalı figürlerinden biri. Oliver Stone’un yönettiği “Snowden” filmi, gerçek bir hayat hikayesini etkileyici bir şekilde yeniden şekillendiriyor. Joseph Gordon-Levitt’in mükemmel performansıyla hayat bulan Snowden, hani deriz ya, bir nevi sıradan bir gencin kaybolmuş idealizmini bulması gibi bir şey. Yeni eklenen teknolojiler ve bunların getirdiği muazzam gizlilik ihlalleri arasında kaybolmuş bir hayalperestin hikayesi, of ya, insanı düşündürüyor…
Film, 2013 yılında gerçekleşen gerçek olayları merkezine alırken, izleyiciyi yalnızca bir casusluk hikâyesinin ötesine götürüyor. E-postalarımızdan tutun da sosyal medya hesaplarımıza, kredikartı ekstrelerimize kadar günlük yaşamımızın her anına sızabilen bir gözetim mekanizmasının varlığını sorgulamak; işte bu, gerçek bir dram. Snowden, Amerikan hükümetinin bu uygulamalarını ifşa ettiğinde, bir vatan haini ilan edilirken, birçok kişi tarafından bir kahraman olarak anılmayı da başarır. Çok ilginç değil mi? Hani bazen “Kim için savaşıyoruz?” diye sorduğumuzda kaybolduğumuz, üstelik çok derin bir soru bu…
Shailene Woodley, Melissa Leo, Zachary Quinto ve Tom Wilkinson gibi yetenekli oyuncularla dolu kadrosuyla “Snowden”, sadece bir filmin ötesinde; bir düşünme alanı açıyor. İzleyiciler, bir kahramanın dönüşümünü izlerken, “ben olsam ne yapardım?” gibi sorularla yüzleşiyorlar. Gizli belgeleri açığa çıkaran o cesur adım… Gerçekten de insanın içinde bir yerlerde saklı duruyor. Ama bu hikayeyi anlattıkça, derinden etkilenmemek mümkün değil. Hani bazen bir film izleriz ve kendimizi sorgulamak zorunda kalırız ya, işte “Snowden” öyle bir film. Vallahi, kahramanlık mı, ihanet mi? Tam olarak nerede bittiği bile belli olmayan bir çizgide yürüyor… Izleyiciyi peşinden sürüklerken, son dakikalarına kadar heyecanla bekletiyor. Harbiden kaçırılmaması gereken bir yapım!
1 Yorum
Snowden, cesaret ve etik üzerine düşünmeye yönlendiren etkileyici bir film!