Shetland (2013)
Film Özeti
Shetland… O küçük, izole ada, belki de bir yudum sakinlik sunuyor ama altının ne kadar hareketli olduğunu görmek için biraz derine inmek gerekiyor. Bu sefer, karşımızda fırtınalı bir havası olan ve suçun gölgesini her köşesinde taşıyan bir öykü var. DI Jimmy Perez’in ve ekibinin maceralarının nasıl başladığını biliyor musun? Gerçekten de her bölümüyle; yaşamak, sevmek, kaybetmek ve tabii ki gerçeklerle yüzleşmek üzerine bir ders gibi.
Yönetmenler Giulia Gandini, Peter Hoar ve John McKay, tam anlamıyla polisiye ve drama türünü harmanlamışlar. Gerçekten de, Ann Cleeves’in ödüllü romanlarından esinlenerek, Shetland adasında geçen cinayetleri ve dedektifin bu ortamda nasıl bir kararlılıkla hareket ettiğini anlatıyorlar. Ekip, toplumun içine gömülmüş sırları açığa çıkarmaya çalışırken, adanın kendine özgü atmosferiyle de karşı karşıya kalıyorlar. İşte bu noktada, olaylar hiç beklenmedik bir yola sapabiliyor…
Douglas Henshall, DI Perez karakterinde son derece etkileyici bir performans sergiliyor. Gerçekten, bu adam adeta rolün ruhunu canlandırıyor. Ebeveynlerinin kaybından sonra, bu yüzden bir tür yetim gibi büyüyen Perez, içsel çatışmalarıyla bambaşka bir derinlik kazanıyor. Ekibinde yer alan Alison O’Donnell ve Steven Robertson da durumu daha da ilginç hale getiriyor. Yani, işin içinde her biri birbirinden farklı karakterler var. Bir anlamda bizlere ait hikayeler sunuyorlar. Bazen yüzlerindeki ifade, başka bir hayatı sorgulamanız için yeterli…
Shetland, sadece bir suç draması değil. Bu, kaybolmuş bir topluluğun, dayanışmanın ve insani duyguların labirentinde kaybolmuş bir hikaye. “Gerçekten mi?” dediğinizi duyar gibiyim. Harbiden öyle! Her bölüm, asa bir örtüyle kaplı derin, karanlık sırların peşinden koşarken, sevdikleriniz için savaşmanın anlamını yeniden sorgulamanıza neden oluyor. Bu adadaki cinayetler, yüzeyde görünenle sınırlı değil. Tam da bu yüzden, Shetland’ı izlerken dikkatli olmak gerekiyor…
1 Yorum
Shetland, derinlikli karakterler ve sürükleyici hikaye ile etkiliyor.