Serengeti (2019)
Film Özeti
Afrika’nın göz alıcı doğal güzellikleri içinde kaybolmak, belgesellerin en büyüleyici yanlarından biridir. “Serengeti” filmi de bu büyüyü tam anlamıyla hissettiriyor. Hani bazen ekranın karşısında oturup, “Vay be, bunlar gerçekten oluyor mu?” diye hayret edersiniz ya… İşte tam da öyle bir deneyim sunuyor bu yapım. Yönetmeninin adı gizemini korusa da, ortaya konulan iş, doğanın gerçeklerini izleyiciye samimi bir dille aktarıyor.
Filmde, John Boyega ve Lupita Nyong’o’nun seslendirmeleriyle hayat bulan hayvanlar, Serengeti Ovası’nda günlük yaşam mücadelesine tanıklık ediyoruz. Kimi zaman yırtıcıların av peşinde koşmasını, kimi zaman da barınak arayan yavru hayvanların anneleriyle olan güçlü bağlarını izliyoruz. Vallahi, izlerken insan kendini o atmosferin içine çekilmiş gibi hissediyor… Gözlerimle görmek istesem de, şu anki durumum sadece koltukta oturmak değil mi?
Belgesel, kuşları, fili, aslanı ve daha pek çok canlıyı kendi yaşantılarında takip ederken, izleyiciye doğanın döngüsünü içten bir şekilde göstermeyi başarıyor. Hayvanların hayatı, bazen sıkıntılarla dolu… bazen de sevinçlerle. Ama hepsinin altında yatan derin bir yaşam mücadelesi var. Of ya, bu mücadele bazen öyle duygusal anlar yaratıyor ki, izlerken gözlerinizin dolmaması neredeyse imkansız.
“Serengeti”, sadece hayvanların yaşamlarını değil, aynı zamanda onların dünyasında yaşanan duygusal çatışmaları da ön plana çıkarıyor. Yani, sadece görsel bir şölen değil, aynı zamanda ruhsal bir yolculuk… Kısacası, doğayı, vahşi yaşamı, hayatı kutlayan bir film. Evet, belgesel türünde herkesin gönlünde yer edecek bir çalışma olmuş. Eğer hayvanları seviyorsanız ve doğanın tüm muazzam yönlerini keşfetmek istiyorsanız, bu belgeseli kaçırmamanız gerektiğini söylemeliyim.
1 Yorum
Doğa ve yaşam mücadelesi harika!