Şanslı Slevin (2006)
Film Özeti
Suç dünyasında karşımıza çıkan her olay, genellikle olduğu gibi görünmez. “Şanslı Slevin” filmi de tam da bu noktada başlıyor. Slevin, hani insanın başına gelince adeta kâbus gibi bir hayat hikâyesinin tam ortasında buluyor kendini. Sevgilisi tarafından aldatılan, evinden atılan ve bir de üstüne kimliğini bir yankesiciye kaptırmış biri olarak, bu karmaşanın içinden çıkmak için yola çıkıyor. Los Angeles’ın bunalımlarından uzaklaşmak isterken, New York’un suç dolu sokaklarında, neredeyse her köşenin bir tehlike barındırdığı bir serüvene atılıyor… Of ya, başına gelenler tam bir talihsizlik, değil mi?
Paul McGuigan’ın yönetmenliğinde hayat bulan bu film, izleyicilere sıradışı bir deneyim sunuyor. Başroldeki Josh Hartnett, Slevin karakteriyle oyunculuğunun en zorlu sınavlarından birini veriyor. Slevin’ın başına gelen talihsizlikler yalnızca kişisel acılardan değil, aynı zamanda iki mafya babası, Patron ve Haham arasındaki büyük bir savaştan kaynaklanıyor. Haham’ın oğlunu öldürmek isteyen Patron, kiralık katilini Nick Fisher’ı bulup onun peşine düşmesi için yollamakta. Ama işte burada işler iyice karışıyor, çünkü Slevin, masum bir adam olarak bu kirli savaşa dahil oluyor… Harbiden de, kimse bu serüvenin nasıl sonlanacağını öngöremez, aksiyon art arda geliyor.
Seyirciler, Slevin’ın sürüklendiği tehlikeleri izlerken, gerilim dolu anların yanında meraklarını da kaybetmiyorlar. Morgan Freeman ve Ben Kingsley gibi isimler de araya girince, filmdeki tansiyon bir yükseklik bir alçalıyor… Evet, suç dünyasında hiçbir şey asla göründüğü gibi değildir. Belki de en büyük ders bu: Kimseye güvenme, özellikle de bu karanlık ortamlarda… Bu karmaşık hikaye, Slevin’ın kaderiyle kurbanlar arasında bir denge tuttururken, izleyiciyi de sürekli olarak sınavdan geçiriyor. Peki, Slevin, bu zor durumlardan kurtulabilecek mi? Yoksa hayatı boyunca bitmeyecek bir kargaşanın içinde mi kalacak? Cevaplar, bu sıradışı filmde…
Yorumlar