Şansa Bak (2011)
Film Özeti
Adam, sıradan yaşamını sürdürürken bir sabah aniden hissettiği spor yaparken kan terleyen bir ağrıyla hayatının bambaşka bir köşesine yelken açar. 27 yaşındaki bu genç adam, kendi deyimiyle “şanssız” bir durumla yüzleşecektir. Evet, kanser… Kulağa korkutucu geliyor değil mi? Ama bu film, sadece hastalığın karanlık yönlerine odaklanmıyor. Hayat, umut ve dostluk üzerine bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Adam, Rogen’in canlandırdığı en yakın arkadaşı Kyle’ın ondan çok daha fazlasını sunarak onu sırtından tutup kaldırmasıyla birlikte, hayatta her şeyin belki de o kadar karamsar olmadığını anlayacak. Of ya, bazen cidden her şeyin üstesinden gelmek gerek… Filmde, Adam’ın ailesinin ve arkadaşlarının destekleri de bu sürecin neredeyse ayrı bir karakter gibi işlenmiş olması, son derece samimi sahnelerin yaratılmasını sağlıyor.
Adam’ın genç yaşında böyle bir mücadele vermesi, izleyiciye hem kahkaha hem de gözyaşları getirecek. Harbiden, trajedimizin içinde dahi gülümsemeyi bulabileceğimiz bir hikaye var burada. Anjelica Huston ve Anna Kendrick’in oyunculuklarıyla da tavan yapmış bu film, karamsar anlarda bile küçük bir umut ışığı aramanın önemini vurguluyor… Kısacası, 50/50; hayatı olduğu gibi kabullenmek, dostlukların ne kadar değerli olduğunu anlamak ve en önemlisi de umudun her daim yanımızda olduğunu gösteriyor. İzlerken, belki de gözyaşlarınızı silerken bir yandan da hayatın ne kadar güzel olabileceğini hatırlıyorsunuz. Sonuçta, bu film sadece bir kanser hikayesi değil. Bambaşka bir yaşam dersi.
2 Yorum
Hayatın zorlukları içinde umut ve dostluk bulmak harika!
Gerçekten duygusal ve düşündürücü bir film. Hayatın zorluklarına umutla yaklaşmak önemli.