Pushing Daisies (2007)
Film Özeti
Kısaca şöyle bir dünya düşün; sıcak, renkli ve bir o kadar da tuhaf. “Pushing Daisies”, bu absürt evrende geçiyor. Bir pasta şefi düşünün… Evet, bildiğimiz o şekerli ve unlu şeyler. Ama bu adamın bir de çok özel bir yeteneği var: Ölüleri diriltebiliyor! Lee Pace’in hayat verdiği Ned, bu görevi bir kenara bırakıp, küçük bir kasabada cinayetleri çözme macerasına atılıyor. Düşünsenize, ölüler konuşuyor, sırlar açığa çıkıyor. Ve her şey, çocukluk aşkı Chuck (Anna Friel) ile yeniden birleşmesiyle renkleniyor.
Ama işin içinde işler tam da göründüğü gibi değil. Chuck, diriltilen insanların başına gelenleri anlamak zorunda kalıyor, çünkü Ned’in bu güçleriyle her seferinde bir yaşam feda ediliyor. Bir yandan aşkları filizlenirken, diğer yandan hayatın getirdikleriyle yüzleşmek zorundalar. Bu ikili, cinayet sırlarını çözmek üzere olabildiğince eğlenceli bir yolculuğa çıkıyorlar. Yalnız onları bekleyen tek zorluk cinayetler değil; bir de çetin bir özel dedektif var, Chi McBride’ın canlandırdığı Emerson. Kendisi, bu ikiliye katılırken, her şeyi biraz daha karmaşık hale getiriyor.
Dizi, rüya gibi görüntüleri, özgün anlatımı ve muazzam oyunculuk performanslarıyla büyülüyor. Müzikler? Of ya, harbiden unutulmaz! Kristin Chenoweth’in sesi, kalbinizi yerinden oynatırken, Swoosie Kurtz’ün sahneleri ise kahkaha attıracak cinsten. Hem komedi hem de dram ögeleri barındıran bu yapım, izleyiciyi derinden etkiliyor.
Yani, taze çiçekler gibi renklendirip canlandırılan bu hikaye, bir yandan aşkı ve kaybı sorgularken diğer yandan insan ruhunun derinliklerine dair de sorgulamalar yapıyor. Eğer merak ediyorsanız, bu tuhaf ve eğlenceli yolculuğa katılmak için iyi bir sebep bulmuşsunuz demektir…
Yorumlar