Örtbas (2025)
Film Özeti
“Örtbas” (2025) filmi, Laura Poitras ve Mark Obenhaus’un kaleminden çıkma, bizleri derin bir sorgulamanın içine çeken etkileyici bir belgesel… Seyirciyi geçmişin karanlık köşelerine götüren bu yapım, gazeteci Seymour Hersh’ün unutulmaz hikâyelerini gün yüzüne çıkarıyor. Hal böyle olunca, gündelik hayatın sıradanlığı karşısında, insanların neler yaşadığını sorgulamak kaçınılmaz hale geliyor. My Lai’dan Ebu Gureyb’e uzanan bu belgesel yolculuğunda, güçlülerin saklamaya çalıştığı gerçeklere ulaşmak, izleyiciyi ekrana kilitleyecek.
Seymour Hersh’ü sanatçı kimliğinden ziyade, bir gazeteci olarak tanımak önemli. Gerçeklerin peşinde koşan bu adam, korkusuzca sorular sorarak, yüzleşilmesi gereken bir dizi olayı belgeliyor. Bu film, onun meşhur stiliyle, salt bilgi vermenin ötesine geçiyor; izleyiciye adeta bir ayna tutuyor… Bir gazetenin köşesine sıkışmış haberlerin ötesinde, seyirciyi olayların derinliklerine sürüklüyor. Duygu yüklü sunumuyla, vahşetin soğuk gerçekliğine tanık olacağımızı hissettiriyor.
Of ya, gerçekten düşündürücü… Bu belgesel, sadece bir kronoloji değil, aynı zamanda bir insanlık halini sorgulama dersi gibi. Seyirci, izlerken içindeki adalet duygusunun nasıl ateşleneceğini görecek. Öyle büyük olayların içine dalarak, bize insanlığın sınırlarını, etik tartışmalarını ve sırların ne kadar derin olduğunu sorgulatıyor. Ama bu hikayeler sadece başka bir şey değil; her birisi, bizimle ilgili bir şey…
Film, güçlü bir anlatım ve ustaca yapılan bir kurgu ile, gerçekleri kapalı kapılar ardında bırakmıyor. Daha fazla karanlıkta kalmış sır, daha fazla göz önüne çıkmış insanlık hikâyesi… Bu çarpıcı yapım, izleyiciyi düşünmeye ve harekete geçmeye teşvik ediyor. Yani, “Örtbas”ı izlerken, arkanızda sizinle birlikte bir şeyler taşımadığınızdan emin olun. Çünkü bu, sadece bir film değil, toplumsal bir uyanış çağrısı…
Yorumlar