Mükemmel Günler (2023)
Film Özeti
“Mükemmel Günler” filminde, Tokyo sokaklarının konuşmadığı ama kalplerin derinlerinde yankı bulduğu bir hikaye var. Yönetmen Wim Wenders, bizi sıradan bir adamın hayatına davet ediyor; üstelik bu adam, umumi tuvaletleri temizleyen Hirayama. İzleyici, Hirayama’nın günlük yaşamına dikkatlice yerleşirken, hayatın ne kadar güzel ve karmaşık olabileceğini gözlemliyor. Yani, bir nevi tuvalet temizleyicisi ile sanat arasında bir köprü kuruyor… Harbiden zor bir işmiş gibi görünse de, Hirayama bu durumu bir tuval gibi şekillendiriyor.
Bir yandan hayatına renk katan müzik, edebiyat ve fotoğraf tutkusunu sonuna kadar yaşıyor. Ama aniden, geçmişiyle ilgili beklenmedik karşılaşmalar, her şeyin bir tuğla gibi üstüne düşmesine sebep oluyor. Vallahi, bazen hayatın en sıradan anları bile, içindeki derin hislerle dolup taşabiliyor… İşte bu film de tam olarak o anları kutluyor.
Duygusal bir yolculuk, yalnızlık ve toplum arasındaki ince çizgide gidip geliyor. Hirayama’nın yaşadığı içsel çatışmalar ve yeni tanıştığı karakterlerin hayatındaki yeri, yavaş yavaş değişimi ve dönüşümü getiriyor. O anlar, hayatın ne kadar eşsiz olduğunu hatırlatıyor; hani derler ya, en küçük ayrıntılar bile bir araya geldiğinde büyük resim oluşturur… İşte “Mükemmel Günler”, bu küçük ama değerli anları yakalamaya çalışıyor.
Hirayama’nın hikayesindeki figürler, birbirlerinin hayatlarına dokunan insanlardır. Tutkular, hayaller ve hayal kırıklıkları bir araya geliyor. Tıpkı hayatın kendisi gibi… Bazen, bir tuvalete giden yol, bir buluşmayı ya da beklenmedik bir dönüşü sağlıyor. Wenders, bu filmde tüm bu sıcak ve samimi anları müziğiyle ve görselliğiyle ele alıyor. Karşımıza çıkan dostluklar, hayatın akışındaki kayıplar ve yeniden doğuş temalarıyla dolu olan bu yapım, izleyicilere sadece bir film izleme deneyimi sunmuyor… Aynı zamanda hayatın ta kendisini, şairane bir dille önümüze seriyor. Gerçekten de, her şeyin ne kadar güzel olabileceğini görmemiz için bir “mükemmel gün” yeter…
Yorumlar