Most Dangerous Game (2020)
Film Özeti
“Most Dangerous Game” gerçekten de adından anlaşılacağı gibi, insanın içindeki en derin korkuları yüzeye çıkaran, adrenalin dolu bir dram. Film, Dwayne “Dodge” Maynard’ın acı dolu hayat hikayesini takip ediyor. Hastalıkla boğuşan Dodge, karısı ve doğacak bebeği için bir çıkar yol ararken, kendini zengin avcıların oyununa katılmak zorunda buluyor. Bu oyun… ne yazık ki hayatta kalma mücadelesi.
Gerçekten vurgulamak gerekiyor, Dodge’ın bu dünyada hayatta kalabilmek için yapacakları, insana ne kadar derin ve güçlü bir mesaj veriyor. Gözünüzü kırpmadığınız, kalbinizin hızla çarptığı anlar bir yana; Dodge’ın yaşadığı içsel çatışmalara tanık olduğunuzda, durumun ne denli karmaşık olduğunu hissediyorsunuz. Bu adam sıradan bir adam değil; yemekten, taktığı o basit kramponlardan bile fark anlayamayacak bir durumda… Ama hani demişler ya, “Aç ayı oynamaz.” Dodge da, ailesine iyi bir gelecek sağlamak için bu tehlikeli oyuna giriş yapıyor.
Filmin yönetmen koltuğunda Sam Hill ve Phil Abraham oturuyor. Kendi tarzlarıyla, izleyiciye hem aksiyonu hem de duygusal derinliği bir arada sunmaya çalışıyorlar. Ve tabii ki, öne çıkan oyuncu kadrosu da bu yolculukta büyük bir destek sağlıyor. Liam Hemsworth’un etkileyici performansı ve Christoph Waltz’un karizmatik kötü karakteri, sizi filmin içine çekmekte bir hayli etkili. Of ya, düzeltilmez bir gerçek var; aksiyon sahneleri öyle imza niteliğinde ki, izlerken “İşte bu!” diyorsunuz.
Zengin elitlerin hedeflediği bu av oyunu, sıradan bir macera değil; darbelere katlanmak, son anlarda umudunuzu kaybetmemek için savaşmak gerekiyor. Filmin sonunda Dodge’ın başına neler geleceği merak içinde kalmanızı sağlıyor. Sonuçta, yaşamaya değer bir sebeple bu oyuna girmek… Hadi, kim bilir? Belki de hayatınız için son şans olur…
Yorumlar