Mevlana: Mest-i Aşk (2024)
Film Özeti
Mevlana: Mest-i Aşk (2024), yaşamı ve sanatıyla ruhumuza dokunan bir hikaye sunuyor. Yönetmen Hassan Fathi’nin elinden çıkan bu film, yalnızca bir sanat filmi değil; aynı zamanda dostluğun, aşkın ve ruhsal yolculuğun derinliklerine inen samimi bir anlatı… Mevlana’nın kaleminden dökülen dizeler, izleyiciyi farklı bir boyuta taşırken, onun en yakın dostu Shams Tabrizi ile olan ilişkisini de mercek altına alıyor. Her şey, iki farklı dünyanın buluşması ve bu buluşmanın yarattığı muazzam etki üzerinde şekilleniyor.
Parsa Pirouzfar’ın içten performansıyla hayat verdiği Mevlana, bir şairin kendini keşfetme yolculuğunda karşılaştığı içsel çatışmaları gözler önüne seriyor. Özellikle Shams Tabrizi’de (Shahab Hosseini) bulduğu derin dostluk, onu kelimelerle ifade edemeyeceği bir aşkı keşfetmeye itiyor. Filmde, Mevlana’nın ruh hali, şiirleri ve Tanrı sevgisi arasında gidip gelen bir denge kurarken, aşkın doğasının ne kadar karmaşık olduğunu da keşfediyoruz.
Bunlar sıradan bir dostluğun ötesine geçiyor. Yaşanan tutku ve bağlılık… Harbiden, izleyici karşısında derin bir etki bırakıyor. Bensu Soral ve İbrahim Çelikkol gibi oyuncuların harika performanslarıyla zenginleştirilen film, dönemin estetik dokusunu da ustalıkla işleyerek eski zamanların atmosferini bizlere taşıyor.
Bir şairin dünyasındaki büyük dönüşümleri, yalnızca kelimelerle değil, görsellikle de anlatacak olan “Mevlana: Mest-i Aşk”, izleyiciye ruhsal bir yolculuk vaat ediyor. Her sahnesiyle bir derinlik katan, aşkla dolu bu hikaye… Öyle ki, her anı, insanın içindeki derin duygulara bir kapı aralıyor. Sonuç olarak, hem sanatsal hem de duygusal bir deneyim arayanların kesinlikle kaçırmaması gereken bir yapım…
Yorumlar