12 Maymun (2015)
Film Özeti
Kıyametin eşiğinde bir insan… James Cole, geleceğin getirdiği karanlıkla boğuşurken, bir zaman yolcusu olarak 21. yüzyıla geri dönmek üzere seçilir. 2043’te, ölümcül bir virüsün tüm insanlığı kasıp kavurduğu bir dünyada, geçen yılların getirisi olan çaresizlik ve yalnızlık ona çoktan dost olmuş. Şimdi ise o, geçmişteki o karmaşık zaman diliminde, sıcak bir insan ilişkisi kurmanın özlemini taşırken, bir yandan da hayatımızı tehdit eden bu virüsün kaynağını bulmak zorunda. Vallahi, düşündüğü kadar basit değil bu iş…
Dizinin ustaca kurgulanan atmosferi, zaman yolculuğunun hem büyüleyici hem de lanetli yanlarını gözler önüne sererken, seyirciler için derin bir deneyim sunuyor. Ara sıra kahramanımızın 2015’in karmaşasını anlamaya çalışırken takıldığı o absürt anlara hepimiz gülüp geçiyoruz. Gerçekten günümüzde karşılaştığımız sıradan hayatla kendi dünyası arasında sıkışıp kalan Cole, topladığı ipuçlarıyla virüsün kökünü kazımaya çalışırken, bir yandan da insan olmanın ne demek olduğunu tekrar öğreniyor… Of ya, bazen insanın geçmişine dönme isteği kabarıyor, değil mi?
Yönetmen Dennie Gordon ve ekibi, her bölümde izleyiciyi sürükleyici bir yolculuğa çıkarırken, Cole’un psikolojik derinliğini de unutulmaması gereken bir boyut haline getiriyor. Çevresinde şekillenen dostluklar, düşmanlıklar ve içsel çatışmalar, sadece bir aksiyon serüveninden çok daha fazlasını sunuyor bize. Amanda Schull’un canlandırdığı karakter, ona bu yolculukta eşlik ederken, işin içine biraz romantizm ve dram da giriyor. Harbiden, insanların sırf hayatta kalmak için neler yapabileceğine bir tanıklık etmek, izleyici olarak bizi de sorguluyor…
Sonuçta, “12 Maymun” sadece bir zaman yolculuğu macerası değil; o, insanın kendisiyle, geçmişiyle, geleceğiyle yüzleşmesini sağlıyor. Bize gösterdiği şey, ne olursa olsun umudun peşinden koşmanın her zaman mümkün olduğu…
Yorumlar