Max Payne (2008)
Film Özeti
New York’un görkemli ama bir o kadar da karanlık sokaklarında, hayal kırıklıkları ve acılarla dolu bir hikaye başlıyor. Max Payne… Bir DEA ajanı olarak her şeyine sahip gibi görünen bir adam… İşinde başarılı, sevgisiyle dolu bir ailesi var; ama her şey bir anda alt üst oluyor. Ne oluyor da Amerikan rüyası, kabusa dönüşüyor? Hani insanın hayatı tek bir anda değişiyor ya, işte Max’in de hayatı tam olarak böyle… Evinin kapısını açtığında gördüğü manzara, kelimenin tam anlamıyla yıkım getiriyor.
Geride kalan tek şey, kan, gözyaşı ve bir intikam arzusu. Kadınını ve bebeğini vurulmuş bir şekilde bulması, onu karanlık bir yola sürüklüyor. Artık tek bir amaç var: Adalet. Dolunayın altında, karanlık çetelerin ve ölümcül komplo ağlarının ortasında kaybolmuş bir adam var. Her düğüm, her gizem, onu daha da derinlere çekiyor; ama Max kaybedecek bir şeyi olmayan bir adam. Bu yüzden düşmanları için tam bir kabus… Ailesinin anısını taşıyan öfkeyle dolu.
Max, bu dünyanın karanlığı ile yüzleşirken, içindeki öfkeyi de serbest bırakıyor. Her köşe başında onu bekleyen düşmanlar, başka dünyalardan gelen tehditler, hepsi bir araya geliyor ve kurban olduğunu unutamayan bir adamı daha da azgınlaştırıyor. Max, şehrin içinde kaybolmuş olsa da, intikam peşindeki kararlılığı hiç sarsılmıyor… Ne olursa olsun, o bir savaşçı. Karanlığın içinde parlayan, kaybolmuş bir ruh.
Onun hikayesini izlerken, hem kargaşanın hem de kalbin ne kadar güçlü olabileceğini keşfedeceksiniz. İçten bir drama ve aksiyon dolu sahnelerle dolu bu yapım, Max Payne’in derin acı ve öfke dolu yolculuğunda sizleri alıp götürecek. Her anı soluksuz izleyeceğiniz bu film, sadece mücadele değil, aynı zamanda kaybedilenlere dair bir veda… Sonunda ne olacak? Gidişat, intikam mı yoksa yeniden doğuş mu getirecek?
Yorumlar