Mary Poppins (1964)
Film Özeti
Süper-dadı Mary Poppins, efsanevi bir karakter. Küçük bir şemsiyesiyle havalanan, her anında hayat dolu bir kadın. 1964 yapımı filmi izlediğinizde bu çılgın maceralara dalmamak elde değil. Robert Stevenson’ın yönettiği bu özgün yapımda, Mary, Bank Ailesi’nin çocuklarına dadılık yapmaya geldiğinde, bu ailenin sıradan bir hayat yaşadığını sanarsınız… Ama of ya, bu beklenmedik sürprizle her şey bir anda değişir! Julie Andrews’un muhteşem performansı, adeta karakterin ruhunu canlı kılıyor. O çocukları eğlendirirken, bizler de gözlerimizi alamıyoruz.
Mary Poppins, sadece çocukların değil, aynı zamanda büyükanne ve babaların da kalbini kazanacak bir karakter. Düşlerin sınırlarını zorlayarak, çocuklara hayatın ne kadar eğlenceli olabileceğini gösteriyor. “Çocuklar, yaşamın tadını çıkarmak için bazen uçmanız gerekir,” dercesine… Fancy bir futbol sahasında, veya gerçeküstü bir piknikte zaman geçirirken, her şey hayal gücümüzün içinde olduğu gibi bir maceraya dönüşüyor. Dick Van Dyke ve arkadaşları da, bu sihirli dünyada gerçek bir denge kuruyor. Maceralar peş peşe geliyor, hem müzik hem de dostluğun tadına varıyorsunuz.
Ancak işin en ilginç yanı, Mary’nin çocuklara olan yaklaşımı. Bir yandan onlara eğlenceli anlar yaşatırken, diğer yandan da onlara önemli dersler veriyor. Hayatta hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını, bazen sıradan şeylerin bile ne kadar değerli olabileceğini öğretiyor. Vallahi, biz de bu sırların peşinden koşuyoruz… Yıpranmış ruhlar, bu sihirli atmosferde yeniden can buluyor adeta.
Mary Poppins’ın büyülü dünyasında, her gün bir başka macera; çocuklar ve yetişkinler için, hayatın sırlarıyla dolu bir yolculuk başlıyor. Eğlencenin, özlemin ve hayallerin buluştuğu bu masal, sizi alıp bambaşka bir evrene götürüyor. Sizin yerinizde olsam, mutlaka izlerim! Unutmayın, bazen en sıradan hayatlar, en büyük mucizeleri taşıyabilir…
Yorumlar