Lanetli (2021)
Film Özeti
1800’lerin sonlarına döndüğümüzde, kasvetli ve gizemli bir atmosferde “Lanetli” sizleri bekliyor. Yönetmen Sean Ellis’in elinden çıkan bu film, sıradan bir korku hikayesi olarak gözükse de, derinlemesine bir insan psikolojisi analizi yapıyor. İlk bakışta, John McBride’ın (Boyd Holbrook) bir patoloji uzmanı olarak göreve başlaması ve bir çocuğun ölümünün sırlarını araştırması basit bir birim gibi görülse de, olayların gelişimi aklınızda yer edinecektir.
Hani bazı filmler vardır; izlerken ruhunuzu saran bir şeyler hissedersiniz. “Lanetli” de tam olarak böyle bir his uyandırıyor. McBride, ölü bir çocuğun hikayesi üzerine karartan bir labirentte kaybolacak. Bu arada, çift Seamus (Alistair Petrie) ve Isabelle’in (Kelly Reilly) kaybolan çocukları da kayıp. Yani işin içinde bir gizem, bir drama var. Ortaya çıkması gereken sırların yanı sıra, her bir karakterin içindeki korkular da gün yüzüne çıkıyor.
John’un, sırtında bir yüke dönüşmüş olan geçmişiyle yüzleşmesi gerekiyor. Patolog gözüyle bakarken, her şeyin ardında bir şeyler var; korkutucu canavarlar… yoksa, insani zaaflar mı? Özetle, bu filmdeki ikilem sadece hayatta kalmakla değil, aynı zamanda kendini tanımakla da ilgili. Vallahi, her saniyesinde dertleriyle baş başa kalan karakterler, onları izlerken sizi de derin düşüncelere sürükleyecek.
Evet, karanlık ve melankolik bir yapım; ama bu melodramın içinde kaybolmamak elde değil. “Lanetli” izleyicilere hem bir korku deneyimi sunuyor hem de onları düşünmeye itiyor. Bu filmden sonra, gölgelerden kaçacak mısınız, yoksa onlarla yüzleşecek misiniz? Of ya, bu sorunun cevabı sadece izlediğinizde ortaya çıkıyor…
Yorumlar