Labirent (1986)
Film Özeti
Bir cumartesi akşamı, Sarah için pek de eğlenceli başlamıyor. Üvey kardeşi Toby’nin bakıcılığını yapmak zorunda kalmış. Tam da eğlenceden yoksun bir gün gibi görünüyor. Ancak Sarah’nın hayal gücü, sıradan bir akşamı fantastik bir maceraya dönüştürmekte kararlı… İsteksiz bir şekilde bakmak zorunda kaldığı küçük kardeşinin ağlamaları arasında, en sevdiği kitapta okuduğu Labirent’teki o gizemli dünyaya dalmak istemesi, bir an için onu başka bir evrene sürüklüyor.
Bir anda, gerçeklik ve hayal arasında gidip gelirken, Toby’nin bir goblin tarafından kaçırıldığına inanıyor. Orası neresi? Tabii ki, büyüleyici ve bir o kadar da tehlikeli Labirent! Sarah, Toby’yi kurtarmak için tuhaf yaratıkların koruduğu bir dünyanın kapılarını aralıyor. Burası, akıl almaz illüzyonların olduğu, gizemli labirentlerle dolu bir krallık ve başında da ağzından bal damlayan Goblin Kralı… David Bowie’nin hayranları için bu film, onun efsanevi yeteneklerini sergilediği bir sahne gibi.
İçinde kaybolduğu bu dünyada, Sarah kendisiyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Hayallerinin ötesindeki pek çok zorlukla mücadele ederken, yalnızlık, arkadaşlık ve cesaret gibi duyguları derinden yaşıyor. Vallahi, her köşede karşınıza çıkan mistik yaratıkların ve ilginç karakterlerin güzelliği, bu filmi adeta bir başyapıt haline getiriyor.
Jim Henson’un hayal gücünden beslenen ve Jennifer Connelly’nin Sarah karakterindeki performansı ile birleşen bu fantastik yolculuk, izleyicilerini iki saat boyunca büyülü bir serüvene sürüklüyor. Tıpkı bir labirentte kaybolmak gibi, her adımda yeni bir sır, yeni bir sürpriz! Haydi, siz de Sarah’nın peşinden gidin ve bu gizemli dünyayı keşfetmeye hazır olun…
Yorumlar