Küçük Kadınlar (2019)
Film Özeti
Louisa May Alcott’ın zamanla evrenselleşen hikayesini beyazperdeye taşımak, her yerde olduğu gibi burada da bir rüya gibi. “Küçük Kadınlar” filmi, 19. yüzyıl Amerika’sında İç Savaş sonrası zorluklarla dolu bir dönemde geçiyor. Yönetmenliğini Greta Gerwig’in üstlendiği bu eser, dört farklı kadın karakterin hayatının kesişimini yaparken, tüm renkleri ve tonlarıyla gerçekliği yansıtmayı başarıyor. Kız kardeşlerin dünyası; Meg (Emma Watson), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy (Florence Pugh) ile öyle bir canlanıyor ki, adeta onların kıyafetlerinin içerisinde, yaşadıkları hayatta biz de birer katılımcı oluyoruz.
Her biri birbirinden farklı karakterlere sahip bu kız kardeşler, hayatın getirdiği dertlerle baş ederken, bazen gülüyoruz, bazen hüzünleniyoruz. Kimi zaman Jo’nun cesaretiyle yeni hayallere dalarken, kimi zaman da Beth’in zarif keman notalarına kapılıp gidiyoruz. Ama hepsinin kalbinde, o derin bağ, o sıkı kardeşlik bağı var… Of ya, insan bir an düşünüyor; bu kadar derin bir sevgi sadece ailede mi olur? Savaşın gölgesinde, anneleriyle birlikte verdikleri yaşam mücadelesi, aslında bizlere evrensel bir gerçekliği öğretiyor.
Film, güzellikleri ve acılarıyla dolu bir yolculuk sunuyor. Kadınlık yolunda yaşanan değişimlerle dolu bu yolculuk, hepimizin içinde bir yerlerde saklı olan duyguları uyandırıyor. Her birinin hayalleri, korkuları ve cesaretleriyle içinde kaybolduğumuz bir masal gibi… Dram ve komedinin harmanlandığı bu serüven, zaman hızla akarken, bizden bir sıcaklık katmayı başarıyor.
Elbette, her şey sadece savaş ve hayatta kalma meselesi değil. Aynı zamanda genç bir kadının kendini bulma çabası… Hadi gelin, bu büyülü yolculuğa çıkalım; belki de kendi hikayelerimizle yüzleşiriz…
4 Yorum
Film, kadınların içsel dünyasını zengin bir şekilde işleyerek derin duygular uyandırıyor. Harika bir uyum!
Küçük Kadınlar, duygusal derinliği ve sıcaklığıyla etkileyici.
Duygusal derinlik sunan harika bir film!
Derin bir bağ ve cesaret dolu bir hikaye, büyülüyor.