Koruyucu Meleğim (2010)
Film Özeti
Jane, yalnız bir çocuk olarak büyüdü ve en yakın arkadaşı Michael, onun hayali dostuydu… Hani, çocukluğunda hayallere dalmak çok güzeldir ya, işte Jane de tam öyle bir dünyada yaşıyordu. Michael komik, sevecen, her zaman yanında olan bir kardeş gibi, olduğu gibi kalacaktı. Ama bir gün, aniden kayboldu… O günden sonra Jane, hayatına yeni bir yön vermeye karar verdi, büyüdü, evlenme arifesine geldi ancak sanki içindeki boşluk asla dolmadı.
Tam bu dönemde, bir sabah ansızın Michael yeniden karşına çıktı. Kendi hayal dünyasının bir parçası olarak gördüğü bu adam, artık hiç de öyle görünmüyordu. Yıllar sonra, karşılaştığı Michael’ın gerçekliğiyle yüzleşmek zorunda kaldı. “Bu imkânsız!” dese de, bir yandan da kalbinin derinliklerinde sakladığı duygularla uğraşmak zorundaydı. Gerçekten de Michael sadece onun hayal ürünü müydü, yoksa daha derin bir bağ var mıydı?
Filmde, Alyssa Milano’nun Jane karakterine hayat verişi… O kadar samimi ve içten ki, hayatını yeniden gözden geçiriyor gibi hissediyorsun. Eric Winter’ın canlandırdığı Michael ise, yalnızca bir hayal arkadaşı değil. Gerçekten var olan, gerçek bir bağ kurabileceği bir insan… Of, yapacak çok şey var ama aynı zamanda her şeyin bir bedeli var.
Bir yanda aşk, bir yanda geçmişin yükü; “Koruyucu Meleğim”, izleyiciyi duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. İlişkiler, kayıplar, özlem… Herkesin içinde bir parça bulunabilecek gerçekliklerle dolu. Karşılaştığımız zorluklar ve dayanışma üzerine düşünmeye sevk eden bir mizaç var.
Kanımca, “Koruyucu Meleğim”deki tüm bu unsurlar, filmi sadece bir drama değil, bir hayat dersi haline getiriyor. Ve nihayetinde, hayal ile gerçek arasındaki ince çizgide yürüyen Jane’in yolculuğu, belki de hepimizin bir parçası…
1 Yorum
“Koruyucu Meleğim” hayal-g gerçek arasındaki duygusal yolculuğu ustaca işliyor.