Keşke 30 Olsam (2004)
Film Özeti
Yıl 1987. Jenna Rink, henüz 12 yaşında, taşınabilir bir büyü çantası gibi hayallerle dolu bir kız. Diğer yaşıtları gibi, o da çabucak büyümek istiyor. Hani o herkesin er geç yaşamak istediği o lüks hayal… İşte tam 13. yaşgününde, bir dilek fısıldayarak büyümek isteği gerçekleşiyor. Ama öyle böyle bir büyüme değil; o sabah, gözlerini 30 yaşında bir kadın olarak açıyor… Neler oluyor? Gözlerinin önünde tüm hayatı değişiyor! Önce başarılı bir dergi editörü, ardından da göz alıcı bir hayat, sevgili bir diş hekimi… Ama bu işin içinde bir tat kaçıklığı var. Abi, nedir bu başımıza gelen?
Gary Winick’in 2004 yapımı muhteşem romantik komedisi “Keşke 30 Olsam”, sadece bir yapı değil; aslında bir uyanış hikayesi. Jenna’nın 30 yaşında bulduğu bu yeni yaşam, hayal ettiği her şeyle dolu gibi görünse de, içten içe kaybettiği şeyleri sorgulamasına sebep oluyor. En yakın arkadaşı Matt’in peşine düşmesi ise durumun en heyecan verici yanı… Hani o samimi, takılmak istediğimiz arkadaşlıklar… Tam burada, Mark Ruffalo’nun canlandırdığı Matt devreye giriyor. Harbiden, her şeyin özeti, büyüdüğünde neyi kaybettiğindir.
Film, sadece Jenna’nın büyüme serüvenini anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda aşk, dostluk ve hayaller üzerine sorgulamalarla da dolu. Onun 30 yaşındaki hayatı, aslında çocuksu neşesinin bir kaybı mı? Ya da yetişkinliğin getirdiği zorlukları gerçekten göremedi mi? Judy Greer ve Andy Serkis’in nabız gibi atan karakterleriyle, hikaye daha da derinleşiyor. Renkli kıyafetler, 80’ler atmosferi, muhteşem müziklerle dolu bu film, izleyiciyi derin düşüncelere sevk ediyor.
Sonuç olarak, “Keşke 30 Olsam” sadece bir romantik komedi değil; aynı zamanda büyümenin ne olduğunu sorgulayan, izleyeni kendi hayatta kalmak için bir içsel yolculuğa çıkaran bir yapım. Sadece bir dizi ya da bir film izlemekle kalmayacak, belki de hayatınızı sorgulayacaksınız. Of ya, işte bu yüzden izlenmeli…
Yorumlar