Kayboluş (1988)
Film Özeti
Kaybolmuş bir sevdanın peşinde koşan Rex, ne yazık ki güzel hatıralardan yola çıkarak karanlık bir gerçeğe dalıyor. 1988 yapımı “Kayboluş”, yönetmen George Sluizer’in ustalığıyla derin bir psikolojik gerilimi gözler önüne sererken, izleyicide unutulmaz bir etki bırakıyor. Güney Fransa’nın rüya gibi manzaralarında başlayan hikaye, bir benzin istasyonu molasıyla aniden karanlık bir noktaya evriliyor. Rex ve Saskia, birbirlerini sevgi dolu bir şekilde tutmaya çalışsalar da, aniden gelişen olayların ardında yatan soğuk gerçeklerle yüzleşmek zorunda kalıyorlar. Saskia’nın kaybolmasıyla birlikte, Rex’in arayışı hiç bitmeyecek bir kabus haline geliyor.
Üç koca yıl, bir insanın sevdiği için neler göze alabileceğini sorgulatırken, Lemorne’un (Bernard-Pierre Donnadieu) karanlık sırları ortaya çıkmaya başlıyor. İlk bakışta sıradan bir aile babası gibi görünen Lemorne, aslında sakin görünümünün altında insanın en derin kötülüğüne saplanmış bir figür. O, Saskia’nın başına nelerin geldiğini biliyor ve bunu Rex’e söylerken, onunla kendi şartları arasında bir bağ kurmayı amaçlıyor… Gerçek bilgiye ulaştıkça, izleyici bir yandan merakla diğer yandan korkuyla Lemorne’un peşine düşüyor.
“Kayboluş”, sadece bir kayıptan değil, kaybolmuş hayalleri ve çaresiz arayışları anlatıyor. İzleyici, somut bir tehlikeyle karşı karşıya kalmadan, kendi içindeki tramvalara dalıyor. Rehbersiz bir yolculuğun acı yanıyla yüzleşen Rex, hayatında bir daha asla tahammül edemeyeceği bir gerçek karşısında, karanlığın derinliklerine inmeye zorlanıyor… Bu film, hem bir gerilim hikayesi hem de insan doğasının karanlık taraflarının derinlemesine bir incelemesini sunuyor. Kısacası, bu filmde kaybolan her bir anı, izleyicinin iç dünyasında silinmez izler bırakıyor.
1 Yorum
Derin bir psikolojik gerilim sunan “Kayboluş”, izleyiciyi sarıyor. Kayıp ve çaresizlik müthiş işlenmiş.